Kayıtlar

Kendini Sıfırlayan Adam

Resim
"Kendini sıfırlamaktan hiç korkmuyorsun." diyerek zafer kazanmış gibi gülümsedim. Gözlerini kısıp tebessüm etti. "Bu ne demek?" Başımı eğip kaldırdım. "Cesursun. Benim asla kaldıramadığım bir cesurluk. Hiçbir şeyin kendinden daha önemli olmasına izin vermiyorsun, kendinden o kadar eminsin ki her gün yeniden hayatını sıfırlayabilirsin, her gün yeniden başa dönebilirsin ve istediğin yere kadar gelip hiçbir kaygı duymadan bunu tekrar tekrar yapabilirsin." "Peki neden gülümsüyorsun?" Duraksadım. Tekrar gülümsedim. "Hoşuma gidiyor."
Gülüşüm katlanarak arttı ve yüzümde gizlice yayıldı.
"Hal böyle olunca benim yapamadığım şeyleri yapabilen insanların atmaktan kaçındığı o mütevazi zafer çığlıklarını ben atmak istiyorum. Tamamen içimden gelen bir şey." diye sürdürdüm konuşmamı. "Imm..." diye mırıldandı kaşlarını kaldırırken. "Imm..." dedim taklidini yaparak. Güldü ve bir şey söylememi bekledi. Gözlerimi yumup oyunba…

Kusmalı

Resim
Şimdi kusacağım.
İğrenç. Değil mi? Değil. Hem de hiç değil. Çünkü biliyorsun; kusunca rahatlarsın. Kusunca müthiş rahatlarsın. O kadar rahatlarsın ki bir yandan çektiğin acıyı unutur diğer yandan çekeceğin açlığı umursamaz ve bu durumdan müthiş bir haz alırsın. İşte şimdi bunun iğrenç bir şey olmadığını biliyorsun ve kibarlığın bazen gereksiz bir boşluk yarattığını. Çünkü kusmak kusmaktır.
"Hiçbir şeyi umursamadığım bir zaman diliminden yazıyorum." demeyi öyle çok isterdim ki! Yapamıyorum. Bunu bir gün istiyorum. O gün geledursun; şimdi karamsar bir yazıyı kalemime takacağım.
Daha sonra pişman olmamak için hayatta kalmaya devam ediyormuşum gibi hissediyorum. Geçenlerde en dibi gördüğümü sandım. Belki de gördüm. Yeri hissettim. Hem de birkaç gün üst üste. Kendimi kötü hissediyorum. Belki de beni bu umut beni yiyip bitirdi. 
"Ne yapmalıyım?"
Binlerce, binlerce kez bu soruyu tekrarlayıp durdum. Günlerce, günlerce! Ama cevabı bir türlü bulamadım. İnsanlar çok fazla dü…

Realist Gezegen Dünya

Resim
Dünya, sen de omuz silkiyor musun?
Bir şeyi fark ettim.
Sürekli olarak, bir şekilde şunu yapıyorum: Kendime umut veriyorum. İnsan kendi kendine umut verir mi? Bence bu olağanüstü! Eninde sonunda bir yolunu bulup araya umudu sıkıştırıp kendime uzatıyorum. Bir yerde, tam olarak da sonunda ve başında, ortasında... İşte oralarda kendimleyim. Her noktasında. 
Ve bu hoşuma gidiyor.
Umudu kendime uzattığım anları tek tek ziyaret ediyorum. Sanırım o anlar olmasaydı şu an böyle biri olmazdım. Bir insanın hayatının en güzel anları sahiden hangi anlardır? Birçok şey geçti aklımdan. Ama sonunda ben o anları seçtim. Sanırım bunda baharın ve yazın karmanlaşmış havası da etkili.
Bir yazımda şöyle diyorum: "Hayal ettiğim gibi yaşamayacaksam da hayal ettiklerimi yapmaya çalıştığım bir hayat yaşayacağım." Rağmen
Başımı uçuk bir kederle iki yana sallıyorum ve o filmin içinden çıkıyorum. Ne yapıyorum? Hiçbir şey hayal ettiğim gibi gitmiyor. Evet, tıpkı o cümlede de söylediğim gibi hayal ettikler…

Zamansızlık Sendromu

Resim
"Merhaba, Dedektif!" Gülümsedi. Ağlamak istedim. Gözlerim kızardı. Bir dost tarafından samimiyetle karşılanıyor gibi bir hisle sarıldım. "Merhaba, Suçlu!" Gülümsedim. "Bana böyle demeni özlemişim." "Gerçekten buna inanmıyorum." dedi kollarımdan sıyrılarak. "Neden?" diye boş bir merakla ona baktım. "Defalarca haykırdım. Duymadın. Belki de duymazdan geldin. Sen söyle. Neden? Neden artık sana inanmıyorum?" Omuz silktim. Sesi çatallaştı. "Omuz silkmenden nefret ediyorum." Tekrar omuz silktim. "Umurumda değil." Gözlerini nasıl yaptığını anlamadığım bir kaygısızlıkla bana dikti. "Biliyorum. Şu sıralar hiçbir şey umurunda değil." "Evet. Ben zamansız bir insanım." "Zamansız mı? Sen zamanla dolusun. Bu nasıl mümkün olabilir?" Bir kez daha omuz silktim. Sesim kısıldı. "İnsanlar öyle söylüyor. Zamansızmışım. Çok zamansız." "Bunu biraz daha açar mısın?" "Şemsiye …

Kabukta Yaşam

Resim
Hayata büyük bir adım atmaktan korktuğunu biliyorum. O, midene büyük bir yumruk indirecekse bile vazgeçme. Çünkü bir gün o yumruğun çok daha büyüğünü sen atacaksın ve o anın içinde o anın gerçekliğiyle sarhoş olacaksın. Uyanmayacağın bir rüyanın içine mutlulukla düşeceksin. Umut daima var. Sen pes etmediğin müddetçe umut içinde. Her soluk alışında ciğerlerine doluyor. 
Umutsuzluğa düşmekten daha kötüsü boşluğa düşmek. Çünkü kendini itebileceğin hiçbir şey yok. Tırmanabileceğin bir merdiven yok. Ama yaratabilirsin. Kendine bir halat uzatabilirsin. Zihnin sana umduğun her şeyi vadediyor. Bir boşluktan nasıl çıkabilirsin? Hiç kimsenin yardım edemeyeceği bir yerde sana ancak sen yardım edebilirsin. Çoğu zaman, zamanın bazı hassas ve neden olduğunu bilmediğin noktalarında yaşamla çelişiyorsun. Soluğun, zihnin cılızlaşıyor ve görüntü bulanıklaşıyor. İşte o anda yıkım başlıyor.
Uyan.
Uyan.
Uyan.
Buradasın. Düşmedin. Evet, ruhun biraz yara aldı. Ama hala başarabilirsin. Belki yol biraz uzaya…

Eksik Parçalar

Resim
Merhaba,
Bir şarkı hayatı yeniden başlatabilir. Çünkü şarkıların kanıtlanmış etkileri vardır. İstediği zaman her şeyi hissettirebilecek bir güçtür. Zarif bir el en hassas olduğumuz noktayı bulup ortaya çıkarır ve görmemizi sağlar, bildiğini.
Yarın ölecek birisi olarak bugün için müthiş kaygılarım ve hayallerim var. Yaşamın kıyısından geçememiş biri olarak ne kadar istesem de bir çöp poşetine tıkıp atamıyorum anlamsız bulup anlam katmaya çalıştığım ve buna rağmen anlamsız bir sonuca ulaşan soyutlukları. Düşünmeye devam edeceğim. Anlamsız şeyler istemeye de. İçten içe istememeye. Şimdi anlamlı gelebilir ama yarın ölecek olan biri için bugün anlamsız. Fakat ölmeden önce anlamlı şeyler yapmam gerekiyor. Anlam. Bunu bilmesem de. Hoşuma giden şeylerden uzaklaşmam gerekse de işe yarar bir şeyler. Fakat işler bu noktada epey karışıyor. Var olmuş bütün düşünceler beynimi aynı anda ele geçirmeye çalışıyor. Birçok düşünceye aynı anda kenetlenip olduğum noktada sürekli siliniyorum. Aklımdan geçi…

Gerçek Hayat ve Kurgu

Resim
Dünyayı bir çamaşır makinesinin içine atıp en uzun programda yıkamak istiyorum. Dünyayı resetlemek, yeniden başlatmak istiyorum.

Merhaba, umudumun yerlerde sürüklendiği bir zaman diliminden yazıyorum. Evet, umudum kesik kesik nefesler alıyor ve bir şeyler söylüyor ama ne dediği anlaşılmıyor. Beden diline bakılacak olursa 'beni bırak sen devam et' diyor sanırım. Ama onsuz yola devam edemeyeceğimi ya bilmiyor ya da bilmezlikten geliyor. Ah üçüncü bir seçenek ise; kesinlikle beni aptal yerine koyuyor. Hey, dördüncü seçenek de var; sanırım umudum biraz aptal.

Neden böyle bir umutsuzluğa düştüğümü öyle çok anlatmak istiyorum ki ama dinlemek ister misin bilmiyorum. Yani umutsuzluğu kim duymak ister ki! Ama biliyor musun, gerçek dünya hiç bana göre değil, rüzgarını yedim, çarptı beni. Ah, tam karşımda hayal ettiklerim duruyor ve köprü henüz yapılmamış. Pekala kendim yapabilirim, değil mi? Bazen değil. Bazen birkaç milyon tane köprü yapabilecek kadar malzeme taşıyorsun ama malzemeler…

İnsan

Resim
Dünyada 'çok acı var'. Çok fazla acı. İnsanların, çok çirkin insanların yarattığı bir acı. Bununla hiçbir insan baş edemez, bu acıyla.

Çoğu zaman görünen yüzünü görüyoruz dünyanın, insanların, yaşamın. Ama o yüzlerden bazılarının altı binlerce aklın birleşip kavrayamayacağı kadar kirli. Bu kire rağmen debelenip duruyor. Dünyada hiçbir canlı bu kadar tarifsiz bir kirliliğe sahip olamaz. Ama birileri bu kadar pisliğe bulanıp hayatta kalmayı başarıyor. Hayattaki en büyük başarısı, tarif edilemeyecek bir sıfata bürünmek olanların dünyasında yaşıyoruz. Bazen çok azız bazen çok fazla. Fakat hiçbir zaman bu acıyı kaldıramayız.

İnsan bu kadar kötü, bu kadar iğrenç, bu kadar pis bir varlığa nasıl dönüşebilir? Ne yer, ne içer, ne yaşar da buna dönüşür? İnsan ne vakit böyle kirletmeye başlar zihnini? Ne için, ne amaçla, hangi nedenle? Ama en çok neden? İnsan öyle doğmaz mı? Doğmaz ise nasıl dönüşür? Zaten insan nasıl böyle doğsun!

Sadece yaşayamaz mısın? Kendi bedeninde, başka hiçbir be…