18.10.2016

Kahve Sesli İnsanlar

Karşımda oturuyor. Kirpikleri titriyor. Lakin kendine hakim olmakta usta. Elimi fincanıma götürdüm. Minik kulptan tutup dudaklarıma yaklaştırdım. Bir yudum aldım. Sıcaktı. Az sonra kahveyi kokladım. Soluğumu verirken gözlerimi yumdum. Gülümsedim. O kahveli sesi duydum.
"Mutlu görünüyorsunuz."
Gözlerimi araladığımda suretiyle karşılaştım. Mimiklerine savaş açarak kahvesini yudumluyordu.
"Ne zaman gülsem mutlu sandınız. Lakin bilmiyor musunuz her gülüşün altında düşüncelerde kavrulan bir acı yattığını? Kendi gülüşlerinizle karşılaştırın. Söyleyin bana mutlu hissediyor musunuz yoksa acı daha mı baskın? Ben size acı duyuyorum adamım. O da aşk gibi üç harf. Lakin acı aşkın üstüne basıyor farkında değil misiniz? Olmadığınızı söylemeyin! İnanmamın mümkünatı yok. Şu an bile karşılıklı kahvelerimizi yudumlarken ayrı olmamızın sebebini ben size söyleyeyim. Hatta söyledim bile. Bari bunu fark edin. Acı, daha kuvvetli. Aşk, galip gelemedi. Zaten ne zaman gelmiş ki bir mutluluk acının üstüne? Pek mümkün durmuyor değil mi? Tüm bunların üstüne söyleyin hadi, ne derseniz inanacağım ve sorgulamamak için kendime hakim olacağım. Yalan söylediğinize adım kadar emin olsam da söyleyin. Durmayın Arif."
"Durmayacağım. Ancak konuştuğuma emin olmayacaksınız. Adam asla konuşmadı. Adam yoktu. Adam ne doğruydu ne yalan. Böyle düşüneceksiniz. Çünkü adamın bu kadına söyleyeceği şeyler acıdan üstün gelmeyecekti. Elbet gelecek gibi görünecekti. Lakin kadınım... Ah kadınım... Size gelemeyen bir adamın sözlerine değer vermemelisiniz."
"Değer verecek bir kelime dahi kursaydınız eğer..."
"Ağzımdan çıkan her harfe değer verdiğinizi biliyorum. Zira ağzınızdaki tüm sesler benim içime işliyor. Bilirsiniz."
"Hakkı aliniz var efendim. Ne deseniz doludur benim için."
"Sizinle sonsuza dek konuşabilirim kadınım. Hiçbir an gelmez ki bıkayım. Lakin konuşmaktan başka ne yapabilirim. Dokunmak... Cümlelerinize dokunabilirim. Keşke nefesinize de dokunabilsem! Beni daha fazla konuşturmayın."
"Konuşun adamım. Konuşun. Siz konuştukça nefesiniz nefesime yaklaşıyor. Belki sahi değil, lakin ne önemi var. Hissetmek, yetmesi gerektiği durumlarda ne yapabilirim."
"İstesek... Esasen ne yapmak istesek yapabilirdik. Bizi durduran şeyler ne gülünç. Kendimiz dışında ne varsa pek mühim. Bir tane zaman gelmedi ki biz mühim olalım. Gidelim. Bir zaman vicdansız olalım istiyorum. Vicdanımızı aynı zamanda söküp atalım istiyorum. Sonra derhal vazgeçiyorum. Biliyorum ki bu aşkın temeli vicdanla kuruldu. Bu sebeple her seferinde pes ediyorum. Bilhassa sizinle konuşabilme lüksüne sahip olmak yetmeli. Biz mümkün değiliz Nilüfer."
Kahvemi bir kez daha yudumladım. Soğuktu. Fincanımı tabağına yerleştirdim. Elinin yanına elimi koydum. Dudaklarımı araladım. Gözlerimi gözlerine kaldırdım.
"Mümkün olalım."
Bir şey söylemedi. Böyle zamanlarda benim aşırılığım onun susmasıyla son bulurdu. Her hafta sonu olduğu gibi sadece bir kahve içtik. "Son" diye yeminler verdiğimiz hiçbir hafta sonu ne yazıktır ki son olmadı. Yeminlerin ardındaki günler sonunda birbirimizden habersizce yeniden aynı masada bulurduk kendimizi. Bu konuda konuşmazdık. Söz kıymetliydi, lakin bu kahveli ses, bu masaya doğru adımlar atmama sebebiyet veriyordu. Ses tellerine kahve telvesi kaçan adamdan gidemiyordum.

Arif'in Nilüfer'i

8 yorum:

  1. Lakin kadınım... Ah kadınım... Size gelemeyen bir adamın sözlerine değer vermemelisiniz."

    Kaç kez okudum bu cümleyi bir bilsen. Oldukça güzeldi. Sevgiler 💙

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu güzel yorum için teşekkür ederim. Sevgiler... :)

      Sil
  2. Harika bir yazıydı, duygu yüklüydü.
    Kahve telvesi benzetmeleriniz harika. Kaleminize sağlık, efendim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim, efendim. :)

      Sil
  3. Bazen bir kahve sebep olabiliyor. Bazen herhangi bir şey sebep olsa da gitsem diyorsun. Başarılı bir yazı tebrik ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kahve güzel bir sebep... Teşekkür ederim.

      Sil
  4. "Sizinle sonsuza dek konuşabilirim kadınım. Hiçbir an gelmez ki bıkayım. Lakin konuşmaktan başka ne yapabilirim. Dokunmak... Cümlelerinize dokunabilirim. Keşke nefesinize de dokunabilsem! Beni daha fazla konuşturmayın." bu paragrafa bayıldım. O kadar güzel bir yazı yazmışsın ki... Çok içten ve başarılı. Okurken dokunuyor insana. Kalemine sağlık canım. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim canım benim. :) Senin de yorumun çok samimi ve kıymetli. Bu arada ben de yakında yüzünü görmeyi umarım. Sevgilerimle... :)

      Sil