Konuşalım.

"Nasılsın?"
Bir an irkildim ve etrafıma baktım. 
Tekrar konuştu.
"Ne düşünüyorsun?"
"Anlamadım." diyerek kaşlarımı çattım ve sandalyemde rahatsızca kıpırdandım.
"Saatlerdir burada oturup tek başına kahve içiyorsun, insanların yüzlerine bile bakmadın."
"Ne düşündüğümü inan ben de bilmiyorum. Dalıp dalıp gidiyorum Dedektif, çek kurtar beni."
"Kurtulacak ne var bu kadar?"
"Olduğumuz yere baksana. Etrafıma bakmadığımı söylüyorsun. Ama bakıyorum Dedektif. Birkaç saniye baktıktan sonra aynı şeylere bakmanın manası nedir? Hepsi yanımdan geçip giden insanlar."
"Burada soruları ben sorarım!"
"Hadi ama... Yapma!"
"Pekala. Anlamı aradığını sanmıyorum."
Yüzümü buruşturdum.
"Ne demek istiyorsun?"
"Etrafındaki insanların yüzlerine bakmaya korkuyorsun. Biriyle bağ kuracaksın diye ödün kopuyor."
Gözlerimi devirdim.
"Ne ilgisi var?"
"Kendine itiraf etme mekanizman mı bozuldu senin?"
"Bozulsaydın seni duymazdım." dediğimde keyfim çoktan kaçmıştı.
"Bir alaka kur." diye diretti.
"Kuramıyorum. Sen kur."
"Neden yalnız oturup, yalnız kahve içip, yalnız benle konuşuyorsun?"
"Çok fazla 'yalnız' kullandın."
Boğazını temizledi ve mahçup bir ses tonuna büründü.
"Çok fazla yalnızsın."
Buruklaştım.
"Yalnızlığın fazlalığı olabilir mi?"
"Olabilir. Haddinden fazlaysa bir yalnızlık da çoğalarak fazlalaşabilir. Bu yalnızlık sana fazla gelmiyor mu?"
"Bazen o kadar çoğalıyor ki, yalnızlığın içinde boğulup gidecekmişim gibi hissediyorum. Fakat kalabalıklar içinde yalnız olduğum kadar hiçbir an yalnız olmadım."
"Öyleyse kalabalığa karış!" diyerek beni yüreklendirmek istedi.
"Boğulmak için mi?"
"Nefes almak için!"
Sitem etmeye başladım.
"Buradayım! İşte! Kalabalık!"
"İnsanların yüzlerine bak."
"Hangi yüzlerine? Bak! Sen bile 'yüzlerine' diyorsun! Sen bile biliyorsun bir tane insanda birden fazla yüz bulunduğunu."
"Sen bir insanın ilk yüzünü ortaya çıkarabilecek bir insansın."
"Bu bana söylediğin en güzel şeydi."
"Şimdi bul o ilk yüzü."
Gözlerimi etrafımdaki insanların yüzlerine iliştirdim. Biriyle göz göze geldim. Gözlerimi hızla kahve fincanıma çevirdim.
"Bakıyorum!" diyerek tepki gösterdim.
"Öyle gizli gizli değil! Gözleriyle karşılaştığında başka yöne bakma girişiminden vazgeç!"
"O insanları tanımıyorum bile."
"Tanışmadığın kimseyi tanıyamazsın, biliyorsun değil mi?"
"Sanırım insanları tanımayı unuttum."
"Sen insanları tanımayı değil, insanlara güvenmeyi unuttun."
"Unutmadım. Hatta çok iyi hatırlıyorum. Güvenmek umutlu şey değil."
"Şans ver."
"Şans mı? Bana verilmeyen şeyi ben nasıl verebilirim?"
"Yarat! Korkmaktan da vazgeç!" diye fısıldadı kulağıma.
Fısıltıya fısıltıyla yanıt verdim. Bir gizlilik edasıyla konuştum.
"İnsanlarla bağ kurmaktan korkmuyorum. O bağların kopacağından korkuyorum. Birçok kez koptu. Neden kopacak bağlar kurmak isteyeyim?"
Sesini yükseltti.
"Benden başkası da nasıl olduğunu merak etsin diye!"
"Bugün çok kızgınsın." diye mırıldandım.
"Sorumu yanıtlasaydın bu kadar kızmayabilirdim."
"Bulanık."
"Ne bulanık?"
"Nasıl olduğumu sormamış mıydın?"

Sustu. Belki de anladı. Dalıp dalıp gitmelerimi, yanıtlayamadığım soruları, insanların yüzlerine baktığımda gördüğüm ilk yüzü aramaktan ne kadar yorulduğumu, bunun beni ne kadar yıprattığını, aslında gülerken bile ne kadar ağlamaklı olduğumu, duvarlarımın arasından çıkmak istediğimi ama her çıktığımda gözlerimin nasıl acıdığını, konuşurken nasıl titrediğimi, bazen aldığım nefesleri henüz veremeden nasıl yok olduğumu... Sustu ve anladı.

İçimdeki Dedektif




Yorumlar

  1. ne konuşalım ne susalım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki arada bir derede. Yorum için teşekkürler.

      Sil
  2. Nefesi henüz vermeden yok olmak... Hergün yeniden yok olmak, her nefeste yok olmak. Yok olmayı biraz fazla mı kullandın, dedi başka bir ses.

    Yine harika bir yazıydı. Kaleminize sağlık, efendim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Yok olmayı daha da fazla kullan, çünkü her yok oluş yeni bir var oluştur." diye ekledi o ses.
      Ne güzel bir yorum! Teşekkürler, efendim. :)

      Sil
  3. Her baktığımız yüzde.. Başımı çevirdiğim her yerde ya da. Zihnin oyunlar oynuyor sana, her nefes alışında. İçiniz savaş alanı mı? Eğer öyleyse merhaba !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem de ne savaş alanı!
      Çok teşekkür ederim, bu güzel yorumunuz için.

      Sil
  4. Yazının sonundaki müziği bilmeden, o müziği dinlerken okumuş oldum. :)
    İnsan, belkide aynı cümleleri kurduğu insanı görünce anlıyor yalnızlığını hiç tanımadığı biriyle paylaştığını.
    Yazıda ki kişiyi/seni/beni ve belkide bir başkasını aynı yerde, aynı hislerle görmek tuhaf bir his-miş.
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek ki aynı müziği dinleyip aynı hislere kapılan biri var ve şu an karşımda. Buna tesadüf demeyeceğim, çok daha tuhaf ve güzel bir şey. Çok teşekkür ederim bu güzel yorum için. Sahiden tuhaf his. :) Sevgiyle...

      Sil
    2. Aynı zamanda "tuhaf" kelimesini çok kullanan ve çok seven biri olarak böyle bir yanıt almakta tuhaf bir his doğrusu. :) İyi ki varsınız. İyi ki keşfettiğim değerli yazar arkadaşım. :)

      Sil
    3. Tuhaflıklar aşkına! :) Suratımda gülücükler açtınız bugün, ben de sizi iyi ki tanıdım, iyi ki geldiniz, sevgili yazar arkadaşım. Bugün bloğunuzu keşfe çıkacağım, kendimi oralarda bulacağıma eminim. :)

      Sil
    4. Yazılarınızı okurken hem duygu dolu hemde mutluluk dolu hissettim. Çok şey hissettim aslında. Sizde beni çok mutlu ettiniz varlığınızla..
      Benim yazılarım beni yansıtıyor diyemem açıkçası. Kapalı kapılarım ardından dışarı çıkabilen bir kaç yazı kırıntısı belki...

      Sil
    5. Kapalı kapılar ve birkaç yazı birikintisi. Kesinlikle çokça benzeşiyoruz, efendim.
      Sevgiyle... :)

      Sil
  5. Yazılarınız çok içten ve duygu dolu.Blogumu tanıttan buldum profilinizi.Ben de yazıyorum ,ziyaret ederseniz çok sevinirim :) https://eftenpuftenhihayeler.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, hoşgeldiniz öyleyse. :) Teşekkür ederim, bloğunuza bakacağım.
      Sevgiler...

      Sil
  6. Sondaki müziğe gelene kadar gözlerim dolmuş, akmak için ufacık bir teşvik arıyordu. Sonra dinledim. Şimdi ise gözyaşlarımı durdurabilene aşk olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşk olsun, efendim aşk olsun.
      Bu güzel yorum için teşekkür ederim.
      Sevgiler...

      Sil
  7. Yalnızlıkla takılı kaldım yine ?? Kıza bende soru sormak isterdim. Bir tek yalnız lıkmıy mış kızı çevreleyen Bunun olması değilde biraz daha farklı gibi me geldi....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu düşünceli yorumunuz için teşekkür ederim. Sevgiler,

      Sil
  8. Yazılarınızı her okuyuşumda üzerimde derin bir etki bırakıyor. Ne kadar sade ve yalın ve bir o kadar da dolu. Hep düşündürüyor, hep düşündürüyor. Yüreğinize sağlık ve içinizdeki dedektife selamlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunları duyduğuma çok sevindim gerçekten. Yorumlarınız çok kıymetli, teşekkür ederim. :) Sevgiler,

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tuşların Tıkırtısı: Tak tak taka tak!

Vincent van Gogh’u Anlamak

Farkında mıyım?