Noktasız Sonsuzluk

Resim
Haziran bitiyor. Dur, bitme! Sen bitmeden söyleyeceklerim var. Dinle!

Biz işte bu yüzden ölüyoruz. Birbirimize bakmıyoruz. Telefonlarımızın, bilgisayarlarımızın şarjları tükenirken bizimki de tükeniyor. Ama biz elektronik cihazlarımızı taktığımız gibi bir şarj cihazıyla kendimizi de prize takamıyoruz. Bunu yapamıyoruz ama hala birbirimize bakabiliriz. İşte o zaman şarj olmaya başlayabiliriz. En azından bir yaşam belirtisi gösteririz.
Ben ışıklara bakmak istemiyorum. Şu havai fişekler var ya, hiçbir zaman ilgimi çekmedi. Benim derdim hep insanlarlaydı. Çünkü öyle bir zamanına tesadüf ettim ki insanlığın... Kendisine bile sadece aynadaki yansıması aracılığıyla bakan bir insanlığa denk geldim. Dünya'ya bakınca gözü bozulan bir insan yığınının ortasına düştüm. (Evet, Dünyaya değil Dünya'ya! Gezegen olan hani!)
Hep şikayet ediyorum. Değil mi? Kendim çok mu farkındayım bir şeylerin? Bilmiyorum. Ama insan şikayet etmeden yapamıyor galiba. Bir şeyler beni huzursuz ediyor. Bunların fa…

Konuşamadıklarımızdan mısınız?

"Yine dikmişsin gözlerini göğe. Ağlamamak için direniyorsun, belli. Sahi sen neden ağlamak dolusun bu aralar?"
Burnumu çektim. Birkaç saniye sonra gözlerimi indirdim. Ama yere değil, tam karşıma.
"Konuş." diye sızlandı.
"Bir çocuk gibisin." diye söylendim ama sesim bile düğümlenmişti. Boğazım acıyordu.
"Acır tabi, tuttuğun gözyaşlarında boğulacaksın diye korkuyorum."
"Korkma, antrenmanlıyım."
"Bugün anlatacak mısın?"
"Bugün sana anlatacağım bir şey yok. Bugün kimseye anlatacağım bir şey yok. Kendimi anlamadığım bir gündeyim. Sen anlayabiliyor musun?"
"Anlatmaya yeltensen anlayacak gibi bir halim var."
"Buna inanmadığın her halinden belli."
"Fakat göğe bakıyorsun. Neden ağlamak dolusun?"
"Sıkıldım. Belki de tek cevap budur."
"Sıkıldığın için mi?" derken şaşırdı.
"Ömrümü birileri ekmek arası yapıp yiyormuş gibi hissediyorum."
"Belki de kendin yiyorsun ama farkında değilsin."
Birkaç saniye düşündüm.
"Çocuk olmak için fazla büyük bir laf." diye mırıldandım.
"Birkaç çocuktan ibaretim. İçimize çocuklar kaçmış. Seslerini duymuyor musun? Tabi duymuyorsun. İçimizde zıplayıp durmuyorlar, yakalamaca da oynamıyorlar, hayata dair acıların birikti içimize. Çocuklara bir şeker ver."
"Bir şeker yetecek mi?"
"Çocuk bunlar, her şeyi paylaşmayı bilirler."
Cebime baktım. Üzüldüm.
"Şekerim yok." dedim.
"Arka ceplerine bakmadın!" diye heyecanla atıldı.
Hemen arka ceplerime uzandım, minik bir şey buldum ve çıkarıp avucumdaki şekeri görünce gülmeye başladım.
"Şimdi bu çocuklara şekeri nasıl vereceğiz Dedektif?"
"Verdin bile, gülüşünden afiyetle yediler."

Gülümsedim. Gülüşümden şeker yiyen çocuklar vardı içimde. Onlar şekersiz kalmasın diye güldüm. Ömrümü ekmek arası yapıp yiyen insanlara inatla şekeri ağzıma attım. O şeker bütün ömrümü o bayat midelerin içinden çekip almaya yetmeyecekti belki ama bayat mideler şekeri sevmezdi. Çünkü içinde çocuk barındırmayan insanlara şeker zehir gibi gelirdi.

İçimdeki Dedektif

Yorumlar

  1. Bu yazı dizilerinin devamını bekliyoruz, efendim.Sanki bir romandan alıntı gibi, ne güzel...
    "Gülüşümden şeker yiyen çocuklar vardı içimde"... Bu. Her yazıda ayrı bir söz, hepsi sade ama derin. Kalemşnize sağlık! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, efendim. Yorumunuz çok kıymetli, bu yazıları sevmenize sevindim. Sevgiler...

      Sil
  2. Derin manalı metoforik anlatım, güzel. Şekerin manasını, anlamını, önemini cidden bilemez içinde çocuk olmaya biri.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim için şekerin o derin anlamı esasında: "Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler." diyen Nazım Hikmet'de saklı. Teşekkürler, efendim.

      Sil
  3. Kısa ama derin bir yazı. Son cümle her şeyi anlatıyor. Bizimle bu derinliği paylaştığın için kendi adıma gönülden teşekkür ederim arkadaşım. Sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu değerli yorumun için ben teşekkür ederim canım Sena.
      Sevgiler...

      Sil
  4. "Çünkü içinde çocuk barındırmayan insanlara şeker zehir gibi gelirdi"
    bu blogu nasıl daha önce keşfetmedim diye kızıyorum kendime.
    ne güzel yazmışsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle düşünmeniz beni çok mutlu etti! :)
      Çok çok teşekkür ederim.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vincent van Gogh’u Anlamak

Kendini Sıfırlayan Adam

Sezen'le konuştum: "Bekle." diyor.

Tuşların Tıkırtısı: Tak tak taka tak!