Siz Zaten Delisiniz

Kulaklarım insanlardan duyduğum şeylerle epey kirlendi. Bu yüzden bazen sahiden hayatımın sonuna dek kulaklığımı çıkartmak istemiyorum. Çıkarttığım anda insanlara karşı bir mücadele içinde buluyorum kendimi. Sanki etrafımdaki insanlar o kulaklığı çıkartmamı bekliyor bana saldırmak için. Güç toplamak için müziği son ses açıp gözlerimi kapadığım zamanları biliyorum. Sonra gözlerimi açıp sakinleşip huzuru bulduğum bir ana geçiyorum.

Otobüste otururken camdan dışarı bakıp muhtemelen tek seferlik gördüğüm insanların yüzlerini incelemek ve seslerini duymamak bir filmin uzun bir sahnesi gibi. O insanları çok güzel bir şarkının içindeki filme dahil ediyorum ve bundan haberleri bile olmuyor. Bir hayatın figüranlığını yapıyorlar sessizce. Çünkü diyalogları olursa figüranlıktan öteye geçebilirler. Bu yüzden kulaklığımı çıkartmaya istekli değilim. Yanımda oturan kadın benimle konuşmaya başladığı anda yüzünü unutmayacağımı biliyorum ama ben artık insanları unutmak istiyorum. Bu kadar insan fazla geliyor. Sığdıramıyorum.

Dışarıda; yürüyen, konuşan, ışıklarda karşıya geçmek için kırmızının yanmasını bekleyen insanlar var. Bir yere yetişmek için hayatını riske edip yolun ortasına atlayan insanlar bunlar! Bir anlığına durduklarında ne yaptıklarını sorgulayan ve sorgulamayan insanlar... Birbirine kızgın olan insanlar! Ben artık mücadele etmek zorunda kalmak istemiyorum. Haklı olmak ya da haksız olmak istemiyorum. Laflarının üzerine çıkmak için daha yükseğe zıplamak istemiyorum. Ama yoldan çekilmek de istemiyorum. Üzerime basılmasına da izin vermeyeceğim. Gerekirse daha da yükseğe zıplarım. Sadece neden mücadele etmek zorunda bırakıldığımı anlamak istiyorum. Hayır! İstemiyorum. Bunun mantıklı bir açıklaması olamaz.

İnsanlar birbirine o kadar öfke dolu ki... Sadece, "Merhaba!" dediğinde bile üslubunu kendilerine göre bir manaya getirip, tartışma çıkartmaktan başka işleri yokmuş gibi davranıyorlar. Göğsümün tam üzerinde etimin tam altında bir güç mevcut. Bu güç direnmemi sağlıyor. Susarak bağırdığım zamanlarda insanların nasıl çıldırdıklarını görüyorum. Bir sürü şeyle itham ediliyorum. Susmak bile itham edilmenize sebebiyet verebiliyor. Konuştuğumda ise kendimi haklı saymış oluyorum. Onlara hak vermem için konuşmamı istediklerini fark ediyorum. Karşımdakiler küfrediyor, bağırıyor, kendilerini ifade etme yöntemi olarak mantığa sığmaz bir yolla çaba sarf ediyorlar. Küfretmiyor, bağırmıyorum, mantığımı terk etmiyorum ve onlar benim konuşmalarımla baş edemediklerinde susmaya başlıyorlar. Fakat bu sefer de beni susturmak için bir kez daha aynı yola baş vuruyor ve saldırıya geçiyorlar. Ben konuştukça olmayan aklını da kaybeden insanlar tanıdım. Delirtiyormuşum. Vay canına! Siz zaten delisiniz.

Ne kadar da umut vaat edici bir mantığın insanları! Sahiden de cahille savaşılmıyor. Bu tür insanlara karşı umutsuz bir savaşın içine dahil olmak bile yeterince sıkıcı. Demek ki sadece bir kelime bile insanların ruhuna ulaşıp batmaya yetiyor. Evet, ben kelimelerin insanların ruhuna batabileceğine inanıyorum. Yoksa nasıl bir güç insanı bir kulaklıktan sonsuza dek ayrılmamaya ikna edebilir ki! 

Ses tonu o kadar güzel ki kulağımdaki insanların! Bu kadar güzel şarkı söyleyebilen bir insan kötü olamaz, diyorum. Bu kadar güzel nota yazıp besteleyen bir müzisyen kötü olamaz. Bu kadar güzel şiir yazabilen şair kötülük barındıramaz içinde. Böyle naçizane şeyler seven bir insan da bu kadar kötü olamaz. Sevginin hiçbir tarafından kötülük beslenemez çünkü.

Pek de sevgi pıtırcığı olduğum söylenemez ama insanların deliliğinin altında bile sevgisizliğin barındığına inanıyorum. Belki de düpedüz nefret! Bu koyu nefreti kucaklamak istemiyorum. Kulaklığımı takıp bağıra bağıra söylüyorum: "Müzik dinliyorum, seni duymuyorum."

Yorumlar

  1. Çok içten, samimi bir yazıydı. Susmanın çözüm olmadığını anlayanlardanım ben de. Halbuki susmak ne kadar güzeldi. Ancak öyle olmuyor ne yazık ki.. Dediğiniz gibi daha da yükseğe çıkmalı, yoldakilerin ezmesine izin vermemeli. Keşke figüranlar, figüran olarak kalabilse, ama ne yazık ki... Kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşündüklerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim, yorumunuz çok kıymetli. Sevgiler... :)

      Sil
    2. Merhaba blogunu takibe aldim bende beklerim 😊

      bayankirpikk.blogspot.com

      Sil
    3. Merhaba, bloğunuza bakacağım.:)

      Sil
  2. Bende çoğu zaman kafamın içindekileri susturmak adına ennn olmadık enn kafa şişiren müzikleri açarım ve inanılmaz iyi gelir.

    Blogunuzu yeni keşfettim takibe aldım bende beklerim :)
    pelorina.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müzik her zaman iyidir. :) Yorumunuz için teşekkür ederim, blogunuza bakacağım.

      Sil
  3. Ne kadar güzel bir yazı! :) Benim kulağımda kulaksız olduğum bir gün yok. Özellikle dışarıda müzik son ses açıp, yürürüm. Susmak da bağırmak da çözüm değil ama konuşmadan da olmuyor. İnsanların ruh hali çok kötü. Her şeyde bir bit yeniği arayanda var, basit bir kelimeden olay çıkarmaya bakan da.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz de kulaklığıyla bütünleşen birisiniz demek. :) Ruhumuz bir huzursuzluk içinde, gittikçe kötüleşiyor sahiden. Yorumunuz için teşekkür ederim, sevgiler...

      Sil
  4. Tavsiyenizle yazıyı okudum.. duygu durumunuzu net ifade etmişsiniz :) Kulaklığı sadece sabahları yürüyüş yaparken takabiliyorum, zira onun dışında kulaklığın kulağımda yaratığı basınç etkisinden (zamanında denize dalarken kum kaçırdığımdan delinmiş ve kendi kendini onarmış olsa da) rahatsız oluyorum.

    Kendimde yakaladığım bir diğer durum ise; eskiden 20-35 yaş arası sesimi rahatlıkla en yüksek perdeye çıkartabiliyorken -ki haklı haksız farketmiyorken- artık sesimi hep belli bir volümde tutabilme durumunu yakalamış olmanın keyfini yaşıyorum. Bağıran insan, karşısındaki insanın sesi epey düşük ve sakin bir tonda olduğundan bu sefer onu duyamadığı için o kişi de ses düzeyini düşürmek zorunda kalıyor :) bu beni epey keyiflendiriyor ve sakinliğe davet ettiğim kişiyle gözgöze geldiğimde de önce sakin olup, sonra da "olaya" biraz uzaklaşarak bakmasını ve neler olduğunu algılamasını söylüyorum. Genelde sonuç ılımlı oluyor ancaaaak bunun kar etmediği insanlar da çıkmıyor mu, tabii ki o zaman da ben pılımı pırtımı toplayıp sakince gidiyorum ordan :)

    Müzikli, anlayışlı ve "genelde" sakin günler dileğimle.. <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmiş olsun, efendim. Anlamayan insanlar karşısında her şeye rağmen çok da yükselmemek gerekiyor, böylesi daha keyifli evet. :) Güzel dilekleriniz ve bu güzel yorumlamanız için teşekkür ederim. Sevgiler... :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tuşların Tıkırtısı: Tak tak taka tak!

Vincent van Gogh’u Anlamak

Farkında mıyım?