15.12.2016

Bugün 5 yaşındayım.

Uyandım. Gözlerimdeki minik çapakları sildim. Yine rüyamda ağladım herhalde. Saçlarım kısacık, bukle bukle sarılar, birkaç yıl içinde kahve rengine dönüşmeyi bekleyen sarılar. Odaya baktım. Ablamı bulamadım. Neredeydi? Mavi kapıya yaklaştım. Boyum kapı kulpuna yetişecek kadar. Kulpu çevirip açtım. Kapının eşiği çukur. Ama benden yüksekte.

Ayağımda kırmızı yeşil terliğim. Eşiğe çıktım. Kapıyı arkamdan kapattım. Karşımda park. İki adım attım. Sonra sağa döndüm. Caddeye çıkan uzun ve yüksek yol. Yol bile benden büyük, önümde sanki dağ gibi duran bir yokuş. Yolu yürüdüm. Arabalar vızır vızır. Önce sola baktım, sonra sağa, sonra tekrar sola ve ortadaki kaldırıma çıkana kadar koştum. Sağa baktım. Sola baktım. Sağa tekrar baktım ve karşıya geçtim. Biraz yürüdüm. Sağa döndüm. Yürüdüm. Yürüdüm. Sola döndüm. Okula girdim. Ablamın öğretmenini buldum.

"Ablam nerede?" dedim.
"Burada değil, sen niye geldin?" diye sordu.

Omuz silktim. Sorduğu sorunun cevabını çoktan vermiştim. Müdürün odasına yürüdüm. Kapıyı tıklatıp açtım.

"Ablam nerede?" dedim.
"Bilmiyorum." dedi.
"Sen buraya nasıl geldin?" deyip yerinden kalktı.
"Hım. Yok mu! Tamam." diye mırıldanıp odadan çıkarken bir de, "Ben onu bulurum." demeyi ihmal etmedim.

Okuldan çıktım. Sağa döndüm. Sola döndüm. Tekrar sağa döndüm. Karşıdan karşıya geçmeyi ustalıkla yeniden başardım ve o aptal yokuşu inip neredeyse eve ulaşmıştım. Ki annemi gördüm evin önünde. Ama eve kadar bana göre daha çok yolum vardı. Yol çok büyük ben çok ufak. Annem bana doğru hızla yürümeye başladı. Heyecandan bir anda önümdeki koca çamur çukurunu göremedim ve oraya saplanıp kaldım. Sol ayağım tamamen çamur oldu. Dudağımı büktüm. Ağladım ağlayacağım. Burnumu çektim. Ayağımı çektim. Çıkmadı. Annem yanıma geldi.

"Neredesin sen?" diye kızdı.
"Okula gittim, ablamı aramaya." diye yanıtladım.
"Ne? (!!!) Okulda ne işin var? Karşıya nasıl geçtin sen? (!!!)" 
Derken beni kucaklayıp saplandığım çukurdan aldı. Arkasını dönüp yürürken ben boynumu büküp çamura baktım. Bir anda ağlamaya başladım.

Elimi uzaklaşmakta olduğumuz çamura doğru uzattım. Çok uzaktaydı artık.

"Ne oldu?" diye sordu annem.
"Terliğim çamurda kaldı!" diye çığırmaya başladım.
"Ah!" diye telaşlandı, hemen çamura doğru döndük.
Ama ben hala, "Terliğim!" diye 'm'leri uzata uzata ağlıyorum.
Annem eğilip kırmızı yeşil terliğimi aldı ve bana verdi. O kadar mutlu oldum ki bir anda. Bütün o salya sümük ağlayış gitti yerine düşünceli bir ifade geldi.

"Ablam nerede?"
"Evde. Evde!"

Terliğime sarıldım. İçimden bir ses:
"Boşuna o kadar yolu gitmişiz. Canım terliğim!"

Birkaç sene evvel o evin oralara gittim. Yokuş falan değildi. Bildiğin dümdüz yolu ben yokuş olarak görüyormuşum. Anneme sordum, burası yokuş değil miydi, diye. Eğilip büküldü mü şimdi? Yok, dedi, her zaman böyleydi bu yol. O an anladım. Ben çocukken yolu bile gözümde büyütmüşüm. Ama o yolu bu kadar büyük görmesem muhtemelen tek başıma yürümezdim bile. Kendimi biliyorum çünkü. Zor olan ne varsa ona yöneliyorum. Zor olmayanları ise kafamda bitiriyorum. Mesela neden o gün tam karşımdaki parka gidip bakmak yerine ablam evde yoksa kesin okuldadır mantığıyla onca yolu yürüdüm? Çünkü çocukken de tuhaftım. Bunun başka bir açıklaması olamaz. Şimdi de aynıyım, sadece boyum kapı kulpunu geçmeyi başardı, o kadar.
Sır: Kırmızı yeşil terliğimi çok özlüyorum.

28 yorum:

  1. ya yazıları okiciim :)
    ters düz çok güzel kesin tavsiye ederim kesin yıl bitmeden oku :)))
    onun da bloguna gitsene kafadergi.blogspot tanış onunla ya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Okuyacağımdan emin olabilirsin. :)

      Sil
  2. çamura da düşse mutluluğumuza hep sahip çıkabilmek dileğiyle...sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, bu güzel dileğiniz ve yorumunuz için. :) Sevgiler...

      Sil
  3. Çocukluktan kalan anlar hafızalarımızdan silinmiyor. Güzel olan onları çocuk gözüyle gördüğümüz şekliyle hatırlamamız:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız, çocuk gözümüz hep açık kalsın. :) Teşekkür ederim bu güzel yorumun için. :)

      Sil
  4. O kadar sade ve güzel anlatmışsınız ki... Sanki bir film sahnesi izledim okurken :) Kaleminize sağlık.
    Bir montum vardı çocukken, mavi. Yazınız hatırlattı; ben de mavi montumu özledim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mavi montunuzu hatırlatan bir yazı olmasına sevindim. :) Teşekkür ederim, efendim. :)

      Sil
  5. çok güzel anlatmışsınız (:

    YanıtlaSil
  6. Çok güzel bir yaziydi 😊

    YanıtlaSil
  7. Kaleminize sağlık. :)
    Bu dünya o kadar sıradanlaştı ki sizin bizim gibi tuhaf olanlar kendi rengine boyuyor hayatı. Gökkuşağı unutulacak yoksa, onu da siyaha boyayacaklar. Bu yüzden bari biz kırmızı yeşil terliklerimizi geride bırakmayalım. ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onca sıradanlığın içinde o kırmızı yeşil terliği, o rengarenk boyaları kaybetmeyeceğimize güvenim tam. :) Teşekkür ederim, efendim. :)

      Sil
  8. Ne hoş bir blog burası böyle! Kulağımı çınlatmışsınız, öyle haber aldım, hemen geldim! :) Yazılar ve tasarım çok hoş görünüyor! :) Kitabı okursanız, yorumları bekleriz... :) sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çınlatmış bulunduk. :) Teşekkürler. Kitabınızı yakın zamanda okuyup yorumumu mutlaka yapacağım. :) Kitabın adına uyan bir kapak tasarımı olmuş, ilgi çekici.
      Sevgiler...

      Sil
  9. Kısa, mutlu, sıcacık bir anı. Çocukluğa özlem. Gönlüne sağlık değerli arkadaşım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bu sıcacık yorum için teşekkür ederim, canım benim! :)
      Sevgiler...

      Sil
  10. Ne kadardır güzel anlatımınız var.. Okuyunca çocukluğum geldi aklıma.. 😄😄

    Birde yorum yazarken yanlışıkla yayınladım yorum o yüzden yarım kaldı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu güzel yorum için teşekkür ederim. :)
      Not: Sorun değil, yarım kalmış yorumunuz da gülümsetti. :)

      Sil
  11. Her kelimesini sıkılmadan okudum :) başarılar

    YanıtlaSil
  12. abartısız ve güzel br şekilde anlatmışsınız tebrik ederim :) benim gibi yeni yazmaya başlamış birine güzel bir örnek oldunuz :) bende beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu güzel yorum için teşekkür ederim. :) Blogunuza bakacağım. :)

      Sil
  13. Terk etme Hiç birini sıkı sıkı sarıl ve yazmaya devamm :) Paylaşım için teşekkürler....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür benden, efendim. :)
      Sevgiler,

      Sil
  14. Ahhah yazının sonundaki sır da bile o minik kızın inatçı özlemi var.. bayıldım, ben de onunla yürüdüm o yokuşta, hatta kaytan bıyıklı müdürün şaşkın bakışlarını bile hayal ediverdim. (kaytan bıyıklı müdürü ne de güzel uyduruverdim) :D

    çok güzeldi <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok neşeli bir yorumdu gülerek okudum, teşekkür ederim. :)) (sizi mi kıracağım, kaytan bıyıklı oluversin.) :D
      Sevgiler...

      Sil