Seni seçtim kutup ayısı. Pardon fil. Mutasyon?

Canım fil!
Keşke fil olsaydım. Ya da kutup ayısı. Kutup ayısı daha uygun sanki. Aylarca inimden çıkmamaktan hiç şikayetçi olmazdım bile, karların arasında uyurdum, mis. Dayanıklı olurdum. Ama vahşi yaşam ve zorunlu iki tane yavru meşakkatli olurdu. Git av bul, bebeleri besle, bir yandan kış için vücudunda yağ biriktir falan. Ne zor işler yahu. Yavruları bilemem ama yağı iyi biriktirirdim o kesin. Helal olsun ayılara. Bana da olsun. Ayılar sık sık hastalanmıyordur herhalde. Alışık olmaları lazım sonuçta. Migrenleri de yoksa ben ayı olmak istiyorum. Ama kutup ayısı. Arada bir fil de olabilir miyim acaba? Lütfen! Kime diyorsam. Çok sevimliler. Elimde değil, karşılıksız bir sevgi besliyorum kendilerine. Kocamanlar. Suratlarında bir gülücük varmış gibi görünüyorlar.

Kar leoparı
Geyik olmak istemezdim. Kurtlar, aslanlar, kaplanlar her an avlama peşinde falan. Derde gel. Kıvrakça kaçabiliyorsun ama nereye kadar? Bir yerde popondan ısırıp işini bitirmeyi garantiliyor. Ama az önce izlediğim belgeselde çok farklı bir durum gerçekleşti. Bana göre farklı. Çünkü ben şu ana kadar teke tek mücadelede yemek olmaktan kurtulan geyik görmedim. Ben mi şanssızım geyikler mi bilmiyorum. Ama işte az evvelki Markhor dağındaki keçi arkadaş (geyik olmasa da) poposunu leoparın ağzına kaptırmasına rağmen bir anda mücadeleden vazgeçmediğini kanıtladı ve adeta: "Bugün ölmeyeceğim." diyerek kar leoparı abimizin ağzından bir anda sıyrılıp totosunu kurtardı ve aşağıdaki suya atladı. 

Katerina Plotnikova 'Wildlife Pose'

Leopar abimiz (dişi bile olsa abi derim) ve ininde aç biilaç bekleyen yavrusu için üzülmedim değil ama önce keçinin kurtulmasına sevinmekle meşgul oldum. Yahu bu besin zinciri de bir acayip. İnsanı şekilden şekle sokuyor. Keçi ölmesin yazık, diyorum, dişlerimi sıkıyorum av esnasında ama sonra da, la bu leopar ne yiyecek, ot mu yesin, diye bir de ona üzülüp kendime kızıyorum. E bu insan ne yapsın, ben ne yapayım?


Caribou

Kum fırtınasında annesini ve sürüyü kaybedip yanlış yöne yürüyen o yavru file ve bir av sırasında anneciğinden ve sürüden ayrı düşüp poposunu bir kurdun ağzına kaptıran ve nihayetinde korkuyla teslim olan, sanki otursam bir şey yapmaz, yemez beni, diye düşünen geyiğe (caribou) çok üzüldüm. Ben kurt olsam kesin o yavruya kıyamayıp başını okşar, bir de 'elinden' tutup, gel annene götüreyim seni, derdim. Sonra da geyiklerle dost olup birkaç gün yaşadıktan sonra ölürdüm. Kendime faydam yok yemin ederim. Ben en iyisi insan olarak kalayım, vahşi yaşam bana göre değil. İnsan en vahşi hayvan diye boşuna dememişlerdir ama o başka bir surviving. 

Amelie'siz bir yazı mı?
Yok daha neler!

BBC Planet Earth I
seyredip geldim.


Kutup ayısı ve bebeler
Kutup ayısı olmaktan bahsediyordum nerelere geldim yine. Kutup ayısı inine yakın bir market varsa hala vahşi yaşama uyum sağlayabileceğime inanıyorum. Ama marketler survivinge dahil değil. Afrika dahil. Kutuplar dahil. Aslanlar dahil, geyikler dahil. Keçiler ve kurtlar dahil. Birçok şey dahil fakat marketler dahil değil. Su için bile (BİLE!) bir yerden bir yere göç etmek zorundalar.     Çok meşakkatli. Aslında ben hep kuş olmak istediğimi sanmıştım ama içimde her an file dönüşmeyi bekleyen bir kutup ayısının yattığını da anlamış oldum böylelikle.

Çok önemli not: Sizleri fotoğraflara boğmak istemezdim ama bir şeyler anlatırken görsel kullanmayı seviyorum. Boğulacaksak fotoğraflarla boğulalım.
SIR: 6 kere 6 36




Yorumlar

  1. Değişik bakış açısıyla yazılmış belgesel izledim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle oldu, haklısınız. :) Sevgiler,

      Sil
  2. Baş ağrıları yoksa ben de file dönüşmeyi bekleyen kutup ayısı olmak isterdim, efendim :D
    Bence leopar abimiz biraz çimen oldun, biraz çiçek olsun, bunları deneyebilir yani. Bir seferlik de keçi kurtulsun, ne olacak :)
    Belgesel tadındaki yazınızı okurken çok eğlendim, harikaydı! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fili bilmem ama bu soğuk günlerde kutup ayısı olacağız bu gidişle. :D
      Leopar abimiz işte doğasında ot yemek olsa keşke. :) Sonra başka keçiyi yakaladı zaten. :D
      Harika yorumunuz için teşekkür ederim, efendim! :)

      Sil
    2. Leopar yapmış yapacağını, efendim :D
      Olsun, soğuk günlerde kutup ayısı olunur, bahara doğru fil :)
      Teşekkürler benden! :)

      Sil
    3. Güzel fikir, mevsime göre değişiriz o vakit.
      Karşılıklı teşekkürler bitmez gibi, efendim! :)
      Sevgiler, saygılar...

      Sil
  3. Fotoğraflar yerinde kullanılmış sıkıntı yok. :) Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
  4. Belgesel izlerken ben de çok üzülüyorum besin zincirinin bir parçası olan o hayvancıklara ama işte doğanın kanunu :(. Çok güzel bir yazı emeğinize sağlık sevgilerimle :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzülmemek elde değil.
      Bu güzel yorumunuz için teşekkür ederim. :)
      Sevgiler,

      Sil
  5. Farklı bir bakış açısıyla yazılmış güzel bir yazı. Kaleminize sağlık. Sevgiler :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. :))
      Sevgiler,

      Sil
  6. Yazılarınızı daha önce okumuştum. Ancak sakin kafayla bir kez daha okumayı tercih ettim. Bense "Neden geldik bu dünyaya?" sorusuna cevap bulana dek ne olmak istediğime karar veremeyeceğim galiba:)Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben karar verdim de olamıyorum, acele etmeyin. :) Tekrar okuyup yorumladığınız için ben teşekkür ederim.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tuşların Tıkırtısı: Tak tak taka tak!

Vincent van Gogh’u Anlamak

Farkında mıyım?