Suçlu muyum?

"Hatırlıyor musun, Dedektif?"
Gülümsedi ve dudaklarında kısa bir tebessüm oluştu.
"Evet! İlk yazılı konuşmamızdı."
Başımı salladım.
"Sana büyük şeylerden bahsetmemi istemiştin. Bugün onlardan bahsedeceğim."
Gözlerini devirdi.
"Vakti geçmişti."
"En güzel vakit, geçmiş vakittir." diye onu ikaz ettim.
Kaşlarını kaldırdı.
"Belki de tam vaktidir. Ne dersin?"
"Belki." diye soludum.
Derhal sorularına başladı.
"Büyük nedir?"
"Büyük, bizim boyumuzu aşan her şeydir."
"Ama boyumuzu aşmayan ve gözümüze büyük gelen şeylerle de karşılaştığımız oldu. Buna ne diyeceksin Suçlu?"
Gülümsedim. Ben ona Dedektif diye hitap ederken bana hiçbir ad takmamasını garipsemiştim ama Suçlu gibi bir adlandırma da beklemiyordum. Kısa bir nefes aldım.
"Bazen bizden daha aşağıda olan şeyler de birlik olup bütünleşebilir ve boyumuzu aşacak duruma gelebilir."
"Küçücük bir sinek de tek başına büyük görünüp boyumuzu aşamaz mı? Hem de uçuyor, daha kolay aşabilir mi?"
"Aşabilir."
"O halde tanımlaman yığılabilir."
Canı sıkılmaya başladı. Beni alaya almadan kaç dakika konuşabilirdi ki zaten! Ciddiyetimi bozmadım.
"Sanmam. Bir tanımdan birçok farklı anlam çıkarılabilir. Fakat bir tanım pes edip öylece yığılıp kalamaz. Mutlaka ayakta kalacak gücü bulur."
"Bana büyük şeylerden bahset."
"Savaşlardan, insanlardan, dünyadan, evrenden, ağaçlardan, çiçeklerden... Hangisini istersin?"
"Bu saydıklarının hepsini."
"Savaşlar, bir saçmalığın en ciddi ve en büyük hali. İnsanlar, amaçsız yaşayamayan ve savaşsız amaçlar üretemeyen küçük fakat bir o kadar da büyük kötülüğün patlamış hali. Evren kendi başına değil birçok ufak şeyin birlik olmasıyla devleşmiş sonsuzluk silsilesinin çekici bir parçası fakat genelleştirilmiş hali. Ağaçlar, dünyaya ve belki de evrene kök salmış en güzel canlı. Çiçekler koparılmaya mahkum, çünkü insanların basitçe koparabildiği zayıf sanılanın aksine güçlü. Bunların hepsi savaşlara dahil. Hepsinin içinde iyiliğin ve kötülüğün harmanlaması mevcut. Hepsinden iyi ya da kötü şeyler çıkartabilirsin. Fakat bilirsin ki en dikkat çekicisi savaştır. Barışı kimse önemsemez. İçten içe saçmalık doluyuz."
"Ciddi bir saçmalık. Bunları daha önce tanımlamış mıydın?"
Başımı iki yana salladım. Gözlerini kocaman açtı.
"Dünyayı unuttun!"
Hemen gözlerimi yukarıdaki satırlara iliştirdim. Sahiden unutmuştum!
"Dünyayı nasıl unutabildim? İçinde yaşadığım akvaryum. Yaşamak... Amma büyük konuştum. Fakat ne zaman yaşadım?"
"Her zaman ya da hiçbir zaman." diye konuştu.
"Tam ortası, Dedektif. Tam ortası."
"Yaşarken yaşamamaktan mı yoksa yaşamazken yaşamaktan mı bahsediyorsun Suçlu?"
Uzun bir sessizlik.
"Burada duralım."
Dudak büktü. Yine de kabullendi. Arkasını dönüp karanlığa karıştı. Zaten hep karanlıktaydı. Sadece benim gözlerimin alıştığı bir karanlık. Onu karanlığına daha da fazla itmek istemiyordum ama bazen itmek zorunda kalıyordum. Zira Dedektif karanlıktan besleniyordu ve ben de bazen susmak istiyordum. Beni anlamazlıktan geldiği zamanlarda bile anladığını biliyordum. Ama yine de karanlıkta bir şeylere çarpa çarpa bana sitem ettiğini belli etmeden de ortadan kaybolmuyordu. Şimdi de her zaman yaptığını yaptı ve içimde bir o yana bir bu yana çarpıp ortadan kayboldu. Bir süreliğine.

İçimdeki Dedektif

SIR: Gelecekten geliyorum.

Yorumlar

  1. Dedektifi yeniden okumak güzel oldu, efendim.
    Yaşıyor muyum, diye kendime sorduğumda, ben de benzer cevap almıştım yine kendimden. Konuşma bitti. Orada durdum.
    Kaleminize sağlık ve harika tanımlamalardı! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dedektif buna sevindi. :)
      Samimi düşünceleriniz ve değerli yorumunuz için teşekkür ederim, efendim. :)
      Sevgiler,

      Sil
  2. Farklı kalemin var.. Sevdim..
    Birde öncesi var mı yazının yoksa bu şekilde tek mi kalacak??
    Kalemine sağlık.. Dedektif çok farklı keza suçlu da ve ikisi de birleşince tek parça gibi oldu 😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1.Konuşalım mı?
      2.Sensin Kifayetsiz
      3.Konuşalım.
      4.Konuşamadıklarımızdan mısınız?
      5.Tökezledim mi?
      6.Suçlu muyum?

      Konuştukça devamı gelecektir. :) Değerli yorumunuz için teşekkür ederim, sevgiler...

      Sil
  3. Merhaba blogunuzu takibe aldım blogumada beklerim devam eden bir çekiliş var blogumda ilginizi çekebilir 🙃

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, mutlaka bakacağım. :)

      Sil
  4. Sizi ne de geç keşfetmişim:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geç olsun da güç olmasın, efendim. :)
      Saygılar,

      Sil
  5. Kaleminize sağlık. :) Hem suçluyuz hem de kendimizin dedektifiyiz galiba biraz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle sanırım. İki kişi bir bedende. :) Teşekkürler.

      Sil
  6. Çok farklı bir yazıydı öncelikle tebrikler. Ya insanın kendisiyle konuşması gibi var mı :) Bende çok konuşurum, içimdeki ben benden daha çok konuşur hatta :))
    Kaleminize sağlık Çookkk beğendim öncesi de varmış bu yazınızın onları da okuyacağım. Dedektife selam size Sevgiler :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen çok fazla konuşuyor, haklısınız. :) Teşekkür ederim, bu neşeli yorumunuz için.
      Dedektiften de size selam var, benden sevgiler. :)

      Sil
  7. Insan kendine yargısız infaz yapamıyor di mi :) yargilarken ne kadar acımasız olacagiysa sanırım sagduyusuna kalmış. Oksijensiz de harikalar yaratabiliyorsun Tebrikler..👌

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen yapabiliyor. :) Teşekkür ederim. Sevgiler, :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezen'le konuştum: "Bekle." diyor.

Vincent van Gogh’u Anlamak

Konuşamadıklarımızdan mısınız?