26.02.2017

Birbirlerine Çarpan Çocuklar

"Yaşıtlarım aptalca şeyler yapıyor."
"Sen yapmıyor musun?"
"Ben onlar gibi değilim. Onların duygularını ve düşüncelerini paylaşmıyorum, mantığıma sığmayan şeyleri istemiyorum."
"Belki de anormal olan sensin."
Başını iki yana salladı.
"Aptalca şeyleri ben yapmıyorum."
"Hayır. Seni yargılamıyorum. Belki de olması gereken onlardır. Sen çoğunluğun arasındaki azınlıksın. Sen Dünya'nın bir gezegen olduğunu düşünüp gökyüzüne bakarken dışındaki yuvarlak çizgiyi ve evreni hayal ederken onlar sadece bulutları seyrediyor. Sen evrenin sonsuzluğunu düşünürken onlar insan ilişkileriyle ilgileniyor. Sen Dünya'nın Güneş'in etrafında ve dahi kendi etrafında döndüğünü düşünürken onlar bir aynanın karşısında kendi etrafında dönüyor. Belki de bu durumda o yaşıtların ergenliğin gerektirdiği normallikte iken anormal olan senin onlar gibi davranmıyor olmandır. Çoğunluğa dahil değilsen yani farklı olduğunu düşünüyorsan anormal olan sensin, onlar değil."
"Anormallik kötü bir şey mi?"
"Neden olsun?"
"Normalliğin dışı olduğu için."
"Varsayılan normallik genel kitlenin kararıdır. Fakat azınlığın kararı kötüdür, diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Çünkü kalabalık insan kitlesi korkunç bir sağırlık içerisindedir, ağız üstüne ağız biner, ses üstüne ses çıkar, baş üstüne baş gelir. Fakat azınlıklar birbirlerini dinler, çocuk. Burada herkes birbirini duyar, burada fikirler önemlidir. Buradaki insanlar içindeki gerçekliği görmek için mücadele verir. Anormal azınlık denilen bu naçizane kitle, normali normal olarak görüp anormali de normal olarak görebilen insanlardan oluşurken, işte bu anormal denilen kitle, normal denilen genel insan kitlesinin aşırı bağnaz tutumuyla adlandırılmıştır."
Başını salladı. Gülümsedim. Hayatı boyunca sıradan olmadığı için gurur duymasını istedim, duyacaktı da. Çünkü sonunda kendini kabullenmeyi başaracak ve diğer insanların normallik yargısı içinde boğulacaksa bile sıradan olmayan insanları bulduğunda kendini yalnız hissetmeyecekti. Her bulduğunda biraz daha nefes alacaktı. Diğerleri birbirlerinin arkasından iş çevirirken o buna katlanmak istemeyecekti, aklına geleni dürüstlükle söyleyip samimiyetle gülerken diğerleri onun bu samimiyetinin üstüne tüm samimiyetsizliklerini sürerek bakacaktı ama o çok üzülse de bunu göstermemek için çaba sarf edecekti. Bazen de etmeyecekti ve yüz ifadesindeki hiçbir değişimi saklamayacaktı. İnsanlar birbirlerine sahte samimiyet ile güldükten sonra birbirlerinden nefret edecekti ve o bunu görecekti. Fakat o ne samimiyetsiz gülücükleri ne de nefreti taşımak isteyecekti içinde. O sadece hissettiği ve düşündüğü gibi hareket edip yaşamak ve yaşatmak isteyecekti. Fakat kendine her saniye büyük bir öfkeyle çarpan milyonlarca insanın arasında yürürken nasıl olup da umudunu yere düşürmeden taşıyacaktı? Taşıyacaktı işte! Çünkü bir gün umudunu sabırla taşıyan birine tesadüf edecekti. Her seferinde umudunu kaybettiğini söyleyip yine de içindeki tüm kırıntıları toplayıp taşımaya devam eden birine çarpacaktı! O zaman yükü hafifleyecekti, insanlar ona çarpmayı bırakmasa da o bunu hissetmeyi bırakacaktı. Çünkü bazı çarpışmalar güzeldir ve o çarpışmalar diğer bütün çarpışmaları yenerdi.
Kurulmamış Diyaloglar
SIR: Hep çocuk kaldılar.

6 yorum:

  1. O kadar güzel kaleme getirmişsiniz ki!.. Tüm o anormal dedikleri şeyler, evrenin sonsuzluğu, kalabalığın sağırlığı, sıradan olunmadığı için duyulan gurur ve daha neler! Pek çok şey, çok şey... Harika yazıyorsunuz, efendim, harika! :)

    Bir çırpıda okudum, sıradan olmayan kaleminize sağlık! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıradan olmayan insanlar birbirlerini kalemlerinden tanır, değil mi? :)
      Harika yorumunuz için çok çok teşekkür ederim, efendim! :)

      Sil
  2. Bence de azınlığın kararı daha iyidir. Güzel konulara demir atıyorsunuz. Zevkle okuyorum, okurken düşünüyorum. Pink Floyd'u da özlemişim... Sağlıkla kalın:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Guzel yorumunuz için teşekkür ederim. :) Pink Floyd başkadır. :) Saygılar...

      Sil
  3. Az olanın değeri daha çoktur, çoğun aslında pek hükmü yoktur. Herkesin düşündüğünü düşünmek, ya da birçoklarıyla aynı şekilde hareket etmek; ortalama bir insan olduğunuzu, yani içinizden bir yerlerden kopup gelen "sen de herkes gibiymişsin" serzenişine maruz kalmanıza neden olur. Ve asıl hesaplaşma ondan sonra başlar. Galibi olmayacak iç hesaplaşmanızın sonunda ise elininizde sadece "keşke"ler kalır.
    Güzel bir yazı, tebrik ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, değerli yorumunuz için.
      Keşkelerimizin çoğalmaması dileği ile...
      Saygılar...

      Sil