Kendini Sıfırlayan Adam

"Kendini sıfırlamaktan hiç korkmuyorsun." diyerek zafer kazanmış gibi gülümsedim.
Gözlerini kısıp tebessüm etti.
"Bu ne demek?"
Başımı eğip kaldırdım.
"Cesursun. Benim asla kaldıramadığım bir cesurluk. Hiçbir şeyin kendinden daha önemli olmasına izin vermiyorsun, kendinden o kadar eminsin ki her gün yeniden hayatını sıfırlayabilirsin, her gün yeniden başa dönebilirsin ve istediğin yere kadar gelip hiçbir kaygı duymadan bunu tekrar tekrar yapabilirsin."
"Peki neden gülümsüyorsun?"
Duraksadım. Tekrar gülümsedim.
"Hoşuma gidiyor."
Gülüşüm katlanarak arttı ve yüzümde gizlice yayıldı.
"Hal böyle olunca benim yapamadığım şeyleri yapabilen insanların atmaktan kaçındığı o mütevazi zafer çığlıklarını ben atmak istiyorum. Tamamen içimden gelen bir şey." diye sürdürdüm konuşmamı.
"Imm..." diye mırıldandı kaşlarını kaldırırken.
"Imm..." dedim taklidini yaparak.
Güldü ve bir şey söylememi bekledi. Gözlerimi yumup oyunbaz bir kederle açtım.
"Bu kadar kısa konuşmak zorunda mısın? Hiç değilse ağzından üç harften fazlası çıksın."
"Sen benim yerime de konuşursun. Dert değil." diye söylendi.
Bir kahkaha patlattım. Elimi ince bir hamleyle masaya vururken:
"Vay canına! Kurduğun en uzun cümle bu oldu!" diye konuştum.
Bir şey demeden yüzüme baktı ama usulca sakladığı gülümsemesini görebiliyordum. Titreyen dudakları gülüşünü zorlukla zaptediyordu. Onun bu haline dayanamayıp yine söze atıldım.
"Biliyorum. Bazen çok konuşuyorum. Hatta çoğu zaman. Ama inan, sustuğum zamanlara denk gelsen böyle çok konuşmama sevinirdin."
"Buna neden sevineyim?" derken ters bir bakış attı.
Sahici bir merak değildi, öylesine ve huysuz bir soruydu. Canımı tarifsiz bir üzüntüye sürüklüyordu. Keyifsizce omuz silktim.
"Bilmem."
"Senin bilmediğin bir şey var mı?" diye çıkıştı.
Kısaca konuşup susmalıydım artık!
"Yok." diye sertçe baktım.
Susmakla ilgili fikrimi değiştirip sır verir gibi yüzüne yaklaştım.
"Ama aramızda kalsın çocukken sık sık bilmediğim şeylere 'biliyorum' yanıtını verdiğim için başım epey ağrıdı. O yüzden artık bildiklerimi de bilmezden geliyorum."
Güldüğünü gördüm. Bu kez eminim.
"Bir şey hoşuna mı gitmedi sil gitsin yenisini yaparsın." diye konuştum gözlerimi yüzünden çekip etrafta gezdirirken.
"Hiçbir şeyi sildiğim yok." diye konuştu.
Kaşlarımı kaldırıp beklentiyle baktım. Dudaklarını birbirine bastırdı. Sanki içinde kocaman bir bezmişlik taşıyordu ve asla patlamasına izin vermeyecekti. Fakat taşma ihtimalini gözardı ederek dudaklarını serbest bıraktı. Beklentili bakışlarım canlandı.
"Sadece gitmek için derin çabalar sarf ettiğim yerin manasını kaybettiğimde, geldiğim noktada fikrimi değiştiren bir güç var olmaya başladığında ve umudum kırıldığında." deyip kısa bir es verdi kendine.
"Toparlanamayacak kadar kırıldığımda, o kırıkların ayağıma batmasına izin vermeden süpürüp ortadan kaldırıyorum, o kadar."
Son kelimesini söylerken gözlerini benden kaçırdı, sustu ve ağzını bıçak açmayacak gibi durdu.
"Ve yeni bir fikre tutunuyorsun. Kendine." dedim, hayran kalmış ifademle.
"Kendime." dedi.
Vay canına, çok az gülümsüyor, fakat güzel!
                                                                                                                          Kurulmamış Diyaloglar
SIR: "Güzelliğin şerefine alevli bir keman eşiliğinde dans et benimle!" *TCW

Yorumlar

  1. Merabaaa 😃 güzel bir hiyayeydi.Yazabilmen ne büyk bi şans 😃

    Ellerine sağlık.Blogunu takibe aldım.Banada beklerim...sevgiler 😃

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba :) Teşekkür ederim.
      Bloğunuza bakacağım, sevgiler... :)

      Sil
  2. "Ve yeni bir fikre tutunuyorsun. Kendine."
    Ben bu kurulmamış diloglar serisini çok sevdim, efendim :) Bu harika şarkı eşliğinde, her cümlesinin ayrı bir mana barındırdığı, harika bir yazıydı!
    Kendini sıfırlayabilenlere, kendine tutunanlara selam olsun! Kaleminize sağlık!!! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şarkının sözleri ise daha da güzel. :)
      Değerli ve güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  3. Bu diyalogların ses tonunu düşündüm. Sakin bir köşede, birbirini çözmeye çalışan bir çiftin fısıltı halinde söyleşisi gibi geldi bana. Biri kendinden son derece emin ve rahat diğeri onun rahatlığını anlamaya çalışan. Samimi ama gergin. Müzik, harika bir seçim. Sevgiler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyucuya vermek istediğim his tam olarak buydu. Bu müziği çok severim. Değerli ve güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. :) Sevgiler,

      Sil
  4. Ne güzel yazıyorsun maşallah

    YanıtlaSil
  5. Hikaye çok güzel. Şarkı linki ise beni benden aldı resmen. Çünkü bu şarkıya karşı takıntım var. Ne zaman blogumda bir yazı yazacak olsam hemen bu şarkıyı açarım.
    SIR: "Güzelliğin şerefine alevli bir keman eşiliğinde dans et benimle!" *TCW ( yazı silik lakin algıda seçicilikten olsa gerek gözüme çarptı. )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şarkıya benim de tutkulu bir takıntım var. Değerli ve hoş yorumunuz için çok teşekkür ederim. Müthiş bir algınız var. :) Sevgiler...

      Sil
  6. Merhaba, takibe aldım blogunuzu, bana da beklerim :)

    http://gezgiccift.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, blogunuza bakacağım. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezen'le konuştum: "Bekle." diyor.

Vincent van Gogh’u Anlamak

Konuşamadıklarımızdan mısınız?