Beynimi Isıran Sinekler

Bazen tüm soruları cevapsız bırakacak kadar soluksuz kalıyorum. Ağzımı açmaya gücüm yok. Sonrasında sese dönüşmeye hiç gücüm yok. Burnumdan yorgun bir soluk alıp güçsüzce geri verip susacak kadar yaşam barındırıyorum içimde. Kendimi bir dondurucuya kapattım. Durdurdum. İlk defa 'biliyorum' diye haykırmak istemiyorum. İlk defa 'biliyorum' diye haykırmaktan geri kalıp tüm soruları def ediyorum. Sorulara ihtiyacım yok. Soruların da benim cevaplarımı merak ettiğini zannetmiyorum.

Kafamda milyon tane sinek uçuşuyor. Milyonlarca vızıldama! Beynimi ısırıyorlar. Bazen sıkışıyormuş gibi hissediyorum. Sıkıştırılmış gibi. Kendi boğazıma sarılıyorum. Ben boğulursam sinekler panik halinde kaçışıp gider, değil mi? 

Peki ya sinekler zaten ölüyse?

*

"Her şeyin üstesinden gelebiliriz." 
"Gelebilir miyiz?"

Bazı zamanlarda birbirimize söylediğimiz bir yalandır aslında. Oysaki her şeyin aynı anda üzerimize çullanacağını bilseydik, söylemezdik. Kim bilir, belki yine de söylerdik. İnsan, güçlü olduğunu bilmekten müthiş bir haz duyuyor. Bu hazza yenilirken gücümüzden azaldığını görmeyi unutuyoruz. Şuralarda bir yerde 'yaşamak' olacaktı. Sahi, birileri aklımda sönük bir kelime bırakmış olmalı. Ama yaşamak... Yaşamak hiç de öyle bahsedildiği gibi sönük bir şey değil. Kulaklarımı dolduran en doyurucu şarkılar kadar canlı. Gözlerimi kapattığımda sıktığım boğazı bıraktıracak kadar canlı bir doku. Ve ben bu dokunun tam içindeyim. O canlı dokuya ellerimle, kollarımla, tüm bedenimle bir sarmaşık gibi sarılıp büyüyorum. 

Kaybettiğim gücü bütünleştirmek için güçsüzlüğümü kabul ediyorum. O güçsüzlüğün içinde; yazma duyumu kaybetmiş olabilirim. Ya da bir şeyler anlatmaya güç bulamıyorum. Diğer bir ihtimal ise milyonlarca sinek ve bu en güçlü sebep. Yazmak için güç gerekir mi? Beni yazmaya iten güç bu sıralar ellerini sırtıma daha fazla bastırıp itmekten aciz. Bir şeyler yazıyorum fakat anlatıyor muyum? Anlatmak lazım, elbet. Ben bu sıralar bir şeyleri anlatamıyorum. Ya da karaladığım her şey sineklerden ibaret ve ben sineklerle anlaşamıyorum. Her şeyi karman çorman ediyorlar! Ve evren buna kayıtsız kalmayıp kendini benden koruyor. Evrenin tüm manalarının kenara ayrılmış ve benden saklanmış olduğuna inanıyorum. Geriye kalan manasızlıklarla boğuşuyorum. O güç, sinek ısırıklarına mağlup olacak gibi. Fakat yenilmeyi sevmiyorum. Hem insan hiç sineklere yenilir mi? İnsan, düşüncelere yenilir. Düşünceler uçuşmaya başladığında sineklere dönüşür. 

"Kimse bu kadar sinekle hayatta kalamaz!"

Sinirlendiler. Sinekler birlik olup aşağı doğru hücum ediyor, beynimden çıkıp yeni bir adrese yöneliyor. Göğüs kafesim içine doğru çöküyor. Sinekler de birleşince hayli ağır oluyor, bir insanın göğüs kafesini göçertecek kadar ağır. Göçüğün altında can çekişen dokuları duyuyorum. Belki de benim, o eli itmeye zorlamam gerekiyordur. 

Ben o gücü şimdi ittim. Elleri sırtımda. Hissediyorum.
SIR: Güçsüz bir sırrın kimseye faydası olmaz.

Yorumlar

  1. Ve derin, harika bir yazıyla geri dönüş!!! :)
    Bir güç var bu derin cümlelerde... Sineklere dönüşen düşünceler, bu gücü asla mağlup edemez. Hem dediğiniz gibi, "insan hiç sineklere yenilir mi?"...
    Anlıyorum. Ve harika yazıyorsunuz. Efendim, namağlup kaleminize sağlık!!! :)
    Not: "Kafamda milyon tane sinek uçuşuyor. Milyonlarca vızıldama! Beynimi ısırıyorlar." / Bu hissi çok iyi biliyorum.
    Not 2: Bu şarkı hiç eskimeyecek :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Efendim, ne kadar güzel bir yorum bu böyle! Çok mutlu oldum. :) Sayenizde kendimi biraz olsun namağlup hissedebildim.
      Not: Berbat bir his.
      Not 2: Katılıyorum! Bu da benim çözemediğim bir ses. :)
      Çok değerli yorumunuz için çok çok teşekkür ederim!!! :)

      Sil
  2. Sorular meraklıdır bence. Sizin cevaplarınızı da merak ederler:)
    Sineklere teslim olmamak, mücadele etmek gerek. Tam aksine boğulursak panik halinde kaçışmaz onlar, esas o zaman üzerimize gelirler. Ama düşünce sinekleri diğer sineklerden farklı olarak boğulduğumuzda panik halinde kaçıp giderler.

    Düşünce sinekleri ölüyse boğulduğumuz zaman kaçamaz.

    Haklısınız her şeyin üstesinden gelebileceğimiz kocaman bir yalan.

    Evrenin size karşı kendini koruduğunu iddia etmek muazzam bir özgüvenin tezahürü. Bu özgüvenle sizinle kimse başa çıkamaz.

    Şarkı da günün anlam ve önemine uygun seçilmiş:) Kendinize iyi bakın...


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzerine ayrıntıyla düşünmeniz ve tespitlerde bulunmanız beni çok mutlu etti. Düşündüklerinizi bilip üzerine düşünmek güzel. Bahsi geçen o özgüvene hiçbir zaman sahip olamadım fakat hep gıpta ettiğim bir özelliktir. :)
      Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim!!! :)
      Saygılar,

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Estağfurullah, teşekkürler. :)
      Sevgiler,

      Sil
  4. "Yaşamak.." ne güçlü bir kelime! Aynı zamanda bir o kadar canlı, nefes alan, kalbi atan bir kelime. Ve sen (canım Yeliz) bu kelimeyi bana iliklerime kadar hissettirdin.
    Aldığım nefesi verip sustum. Bağırmak istediğim halde sustum. Ama güçlüydüm ben. Güçlü bir kadınım. Öyle miyim? Bilmem. Bilmiyorum.
    Sivri ve naif kalemini seviyorum. Kızgınsın ama gözlerin dolu. Yazıp yazıp silmiş sonra nefes almadan yazmış sonra bir durup düşünmüş ve noktayı koymuşsun gibi hissettim. Ama iyi ki yayınlamışsın. Özlemişim. Özlemiştim. :) Sahi Sevgi ile...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel anlatmışsın canım Sena... :) Çok teşekkür ederim bu güzel hislerin, kıymetli yorumun için. Bunları senden duymak güzel. :) Güçlü bir kadınsın, güçlü!!! :) Sevgilerimle,

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tuşların Tıkırtısı: Tak tak taka tak!

Vincent van Gogh’u Anlamak

Farkında mıyım?