Ağustosun Son Gülüşü

Resim
Bazı son gülüşler çok acı. Böyle boğazımı acıtıyor her ağustos. Bu deli sıcağa rağmen buz gibi terletiyor, canlanıyor ve gerçeklikten saptırırcasına özletiyor. Adaletsizliğin her bir zerresini anbean hissettirerek derimi yüzüyor. Her ağustos. Her ağustosta sen gidiyorsun, yeniden. Ve aklımda hep o son gülüşün canlanırken bir gün gittiğin yerden dönecekmişsin gibi ya da hiç gitmemişsin gibi bir hayalle cebelleşiyorum. Hayatımın sonuna kadar seni görmeyeceğim gerçeğiyle yaşamak zorunda olduğumu düşündükçe deliliğin bitmez tükenmez katlarını çıkıp zirveye oturuyor ve yeni bir zirve yaratıyorum kendime. Ben ağustosta doğdum; ağustosta hayalet oldum. Seninle birlikte.
Çok şey değişmedi. Sadece ketçabı sevmiyorum artık. Mayonezle yer değiştirdiler. Bunun dışında her şey aynı. Zaman çok garip akıyor. Yaşlı hissediyorum. Diğer yandansa hiçbir şey yaşamamış kadar toy. Sürekli yorgunum, sürekli mücadele edecek bir şeyler buluyorum ve yenilmeye doymuyorum. Keşke burada olsan ve birlikte mücadel…

Hiçbir Yer'e Bağlanacak Var

"Ben bir yere bağlanmak istemiyorum."
"Kim ister ki?"
"Bir sürü insan ister." 

Bir ev alırsın, bağlanırsın. Bir araba alırsın, bağlanırsın. Bir hayvan sahiplenirsin, bağlanırsın. Ailene bağlanırsın, arkadaşlarına, aşkına. Bir şehre bağlanırsın, bir trafik lambasına, bir telefona, bir bilgisayara. Ben bir yere bağlanmak istemiyorum. 
*
Bazen metroda çığlık atmak istiyorum. O an herkes 'deli' bakışlar fırlatacak, biraz utanacağım ama rahatlayacağım. Çünkü delirmedim. Videosu internete düşünce insanlar içten içe bunu yapmak isteyecek. Çünkü herkes delirmek üzere. Teoride özgürüz, pratikte yokuz. Henüz değil. Neden bağlanıyoruz? Baskı çalışmalarını sevdiğimizden olsa gerek ki, hepimiz birbirimizi baskılıyoruz, atamadığımız çığlıklar içimizde patlıyor. 

Çünkü delirmedik, değil mi?

*

Bisikletime binip sırt çantamı alıp hiçbir yere, bağlantısızca pedal çevirmek istiyorum. Fakat burada her yer yokuş ve ciğerler yokuş aşağı daha iyi çalışıyor, ya da düz yolda. Gitmek istiyorum. Her gidişin sonunda aynı yere dönmek istemiyorum. Bir seyahatin ardından sırf bağlarımın olduğu şehir orası diye İstanbul'a dönmek istemiyorum mesela. Sadece gitmek var kafamda. Dünyanın en dip köşelerine gitmek. Farklı kültürleri, farklı insan ilişkilerini sanatsal bir keşfediş içinde görmek, duymak, yaşamak istiyorum.

Bazı belgeseller beni dünyanın en dip köşelerine götürüyor. Ama ben kamera olmak istiyorum. Para istemiyorum, kariyer istemiyorum, ev ya da araba istemiyorum, bir hayvana tanrı olmak istemiyorum. Metroya da binmek istemiyorum. Her zaman güzel ya da her zaman çirkin şeyler görmek de istemiyorum. 

İnsanoğlunun temelinde ne var sahi? Sınırların kalkmasını ve tüm sınır destekçilerinin çenelerinin sonsuza kadar kapanmasını istiyorum. Savaş ve barış yerine, standart olalım istiyorum. Standartlık zannedildiği kadar standart değil. Toplumsal baskılar yüzme bilmiyorsa onları hiç üşenmeden tek tek okyanusa itmek istiyorum. 

Ev almak, araba almak, bir hayvan sahiplenmek, insanlara bağlanmak, yeni bir bilgisayar, harika bir kariyer istediğim zamanlar oldu. Ama sonunda düşününce bunların hepsinin yaşadığım dünya tarafından ustaca zihnime yerleştirilmiş olduğunun farkına vardım. Bir eve ihtiyacım yoktu, her yerde yaşayabilirdim. Bir arabam olmasa da olurdu, bisikletim bile olmasın, yürüyebilirdim. Paraya ise tüm bunları almak için ihtiyacım vardı ve hayal ettiğimi sandığım şeyleri almak için çalışmalıydım, bu sistemin içinde alabilirsem iyi düzeyde bir eğitimden sonra iyi bir meslek sahibi olabilir, kariyer yapabilir ve sonunda mutlu bile olabilirdim. 

Bir ev, bir araba ve biraz para ile mutluluğu bedenime yerleştirebilir miydim? Paranın, tuğlanın ve boyanın tadı güzel olsaydı, belki. (Boyanın kokusu güzel ama konumuz bu değil.) Ev aldım diye hayatımın sonuna kadar o eve, bir işim var diye o işe ve topluluğum var diye de bir eşe ve çocuğa sahip olmam gerekiyor ve istemediğim halde istiyormuşum gibi davranıp koca bir hayatı hiç edebilirim. Bu bir hiç midir? Değildir. Fakat her hiçlik insanın kendisine mahsustur. Bu taslak, tarafımdan kelimenin tam anlamıyla: REDDEDİLDİ!* Bunun yerine tüm toplumsal baskılardan sıyrılıp yaşamaya çalışacağım. Ama bunun için bile bir eve, bir işe ve biraz paraya ihtiyacım var. Sonra mı? Sonra özgürüm. Kaç yaş sonrası bilmeden. Fakat zihinde her şey mümkündür. O taslağın farkındalığı içinde olmak dahi halihazırda bir özgürlüktür. Hem şimdiden bir evim bile var. Büyük ev şu Dünya! Gidebildiğim kadar gidebileceğim, kalabildiğim kadar kalabileceğim, keşfedebildiğim kadar keşfedebileceğim bir ev.

*

Bir evim var; Dünya. Bir arabam var; yürüyen bacaklarım. Bir işim var; araştırmacı zihnim! Dünya'nın bütün dillerini, bütün insanlarını, bütün parçalarını, evrenin her boşluğunu ve doluluğunu keşfetmek istiyorum. Bildiğim ve bilmediğim ne varsa tekrar tekrar keşfetmek!!! Ve hiçbir yere bağlanmak! Nitekim; her şeye bağlanıyoruz, hayallerimize bağlanamıyoruz. Biraz da hayallerimize bağlanalım. Yaşadığımız dünya tarafından değil, kendi yarattığımız dünya tarafından oluşturulan hayallerimize!
SIR: Hiçbir Yer'de kalacak var.

Yorumlar

  1. O metroda çığlık atmak kesinlikle ben de istiyorum.
    Tüm yazıyı ve paragrafı alıntılamam gerek ama kalabalık etmemek için sadece şı cümleyi alıyorum: "insanlar içten içe bunu yapmak isteyecek"... Kesinlikle öyle!
    "Biraz da hayallerimize bağlanalım"... Kaleminize sağlık, efendim! :)
    Ve teşekkürler; söyleyemediğim ya da hiç fark etmediğim pek çok duygunun farkına varmamı sağladınız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah, efendim. :) Şimdi de ben ne diyeceğimi bilemedim. :) Asıl ben teşekkür ederim, böyle güzel düşündüğünüz için. :)

      Sil
    2. Teşekkürler benden, efendim! :)
      Ayrıca, -belki izlemişsinizdir ama- şu cümlenize ("insanlar içten içe bunu yapmak isteyecek") ekleme yapmak isterim: https://www.youtube.com/watch?v=1tz6ekCqr_4

      Sil
    3. İzlememiştim ve bunu benimle paylaştığınız için size ne kadar teşekkür etsem az. :) Güzel bir ekleme oldu, hem de bulaşıcı!!! :D

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vincent van Gogh’u Anlamak

Kendini Sıfırlayan Adam

Sezen'le konuştum: "Bekle." diyor.

Konuşamadıklarımızdan mısınız?

Hayat Enerjim: -Sonsuz