Kendini Sıfırlayan Adam

Resim
"Kendini sıfırlamaktan hiç korkmuyorsun." diyerek zafer kazanmış gibi gülümsedim. Gözlerini kısıp tebessüm etti. "Bu ne demek?" Başımı eğip kaldırdım. "Cesursun. Benim asla kaldıramadığım bir cesurluk. Hiçbir şeyin kendinden daha önemli olmasına izin vermiyorsun, kendinden o kadar eminsin ki her gün yeniden hayatını sıfırlayabilirsin, her gün yeniden başa dönebilirsin ve istediğin yere kadar gelip hiçbir kaygı duymadan bunu tekrar tekrar yapabilirsin." "Peki neden gülümsüyorsun?" Duraksadım. Tekrar gülümsedim. "Hoşuma gidiyor."
Gülüşüm katlanarak arttı ve yüzümde gizlice yayıldı.
"Hal böyle olunca benim yapamadığım şeyleri yapabilen insanların atmaktan kaçındığı o mütevazi zafer çığlıklarını ben atmak istiyorum. Tamamen içimden gelen bir şey." diye sürdürdüm konuşmamı. "Imm..." diye mırıldandı kaşlarını kaldırırken. "Imm..." dedim taklidini yaparak. Güldü ve bir şey söylememi bekledi. Gözlerimi yumup oyunba…

Devam Etmek

Bunu düşünüyorum. Her ne hakkında her nasıl şekilde yazarsam yazayım, her neyden bahsedersem edeyim ve yazdıklarım her ne kadar saçma ya da mantıklı olursa olsun şu klavyedeki tuşlara basmayı seviyorum. Sanırım bu aklımdaki düğümleri çözmeme yarıyor. Çoğu zaman neyden bahsedeceğimi bilmeden basmaya başlıyorum. Zaten neyden bahsedeceğimi bilmeden yazdığım için bu kadar karışığım. Ama biliyor musun, karışık olmak o kadar iyi hissettiriyor ki! Çünkü ben karışığım, her şey gibi. Düzenli olmaya hiç ihtiyaç duymuyorum artık. Belki de ne yapacağımı bilmediğim bir zamanın ortasında aslında ne yapacağımı bildiğim için kendimi bir şeylere zorlamayı bıraktım.

Arka binadaki herkese salça olup pencereden bütün gün diğer komşularıyla gıybet yapan kadın sinirime dokunuyor, bütün sinirlerimi uyandırıyor. Alarm yerine onun sesini kullanıyorum. Perdeyi yarım yamalak açıp kızıyorum ama yine de bana gülümsüyor. Sanırım deli. O gülümseme içten bir gülümseme sanıyorsan çok yanılıyorsun. Boş versene, gülüşü. Bir insana bir kez bir şeyi söylediğinizde anlamaması onun suçu değildir. Fakat elli kez söylediğinizde anlamaması deli olduğuna delalettir. Ha bir de giriş kattaki çocukların hiçbir şey olmamasına rağmen çığırtkan gibi ağlamaları var tabi. Çocuklardan birinin yine çocuk olan ağabeyi ortalama on, on beş kez falan sükunetle neden ağladığını sordu. "Neden ağlıyorsun? Hadi bana söyle. Neden ağladığını söyler misin? Bir şey mi oldu? Neden, ..." Bu sükunet karşısında daha fazla sinirlenemedim ve gözlerimi açamadan dinlemeye devam ettim. Çünkü merak ediyordum, gerçekten neden ağlıyorsun? Çünkü her gün böylesin ve bence artık buna bir son vermen gerek. Çünkü ben ağabeyin kadar sükunet dolu bir insan değilim. Sadece uyumak istiyorum. Ama çocuk cevap vermiyordu, arada durup ağabeyinin sorusunu dinliyor ve sonra çığlığı basarak ağlamasını sürdürüyordu. Hiçbir şey olmuyor diye ağlıyor olabilirdi. Çünkü bazen ben de hiçbir şey olmuyor diye ağlayacak gibi oluyorum. Ama çığlığı basmıyorum, orası ayrı. 

Devam etmiyorum.

Şimdi ediyorum. Çünkü senin kadar güçlü ve umarsız olmayı çok istiyorum. İnsanlar bana çok güveniyor, ben kendime hiç güvenmiyorum ve bana güvenilmesinden de çok sıkıldım. Çünkü insanlar sana güvendikleri zaman güçsüzleşiyorsun. Güç arıyorsun ve güç verecek kimse kalmıyor etrafında. Kimsenin aklına senin de gücünün tükenebilir olduğu gelmiyor ama sen insansın ve her zaman stabil kalmıyorsun. O zaman güçlü olmak senin zorunlu kimliğin haline geliyor. Her şeyin fazlası zarar diye bir laf var, güvenin de fazlasının böyle bir yan etkisi var işte. Biliyorum, sen de zayıfsın ama güçlüsün de. Çünkü gücünün tükenebileceğini biliyor ve sana biraz güç bırakıyorum. Bittiğinde söyle. Çünkü güçsüz kaldığımda bile senin için biraz güç ayıracağım. Bunu neden mi yapacağım? Çünkü biri yapmalı.

Anlatamıyorum ama en basit haliyle kendimi buldum bu şarkıda.

Yorumlar

  1. Öncelikle, bende de bi' problem var! :)

    Efendim, o çocuklara o ağabey sabah sabah gülümsememe neden oldu :) Ama en çok o dedikoducu kadına güldüm, perdeyi açış ve karşılaşma anı gözümde canlandı :D

    İnsanlara bu yüzden "bana güvenmeyin" diyorum. O kadar iyi anladım ki yazdıklarınızı. Çünkü güven, sorumluluk yüklüyor. Çok büyük bir sorumluluk... Benim omuzlar da zayıf.

    Not: Çok iyi bir insansınız. Sizi de güçlü yapan bu.

    Kaleminize sağlık, efendim!!! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah biz, problemli insanlar... :)
      Gülümsemenize neden olduğuma sevindim. :)
      "Çünkü güven, sorumluluk yüklüyor." -Beni ne kadar iyi anladığınızı ve benzer şeyler yaşamış olduğunuzu işte bu cümleden anlıyorum, anlatmak istediğim buydu. :)

      Not: Üç noktalı cümleler kuruyorsunuz, yapmayın.

      Her şey bir kenara samimiyetiniz için bütün samimiyetimle teşekkür ederim!!! :)

      Sil
  2. Yazarak, konuşarak, her ne şekilde olursa olsun karışık veya değil, insanın bir şekilde içini dökmesi gerekli. Ben de yazmayı seviyorum. Yazmayı seviyorum çünkü yazarken kimse araya girip düşüncelerimi bölemiyor. Sen de seviyorsan, boşver yaz gitsin. Bazen insanları anlamak çok zor oluyor. Çoğu insanın düşündükleri, söyledikleriyle yaptıkları birbiriyle çelişiyor. Sanırım ben de o çoğu insandan biriyim. Veya sadece kimi zaman bu karmaşık dünya kafamı karıştırıyor. O yüzden en iyisi yazmak. En azından rahatlatıcı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazmanın bana ne kadar iyi geldiğini anlıyorsunuz ve çok güzel bir şey söylemişsiniz.
      "Yazmayı seviyorum çünkü yazarken kimse araya girip düşüncelerimi bölemiyor."
      Işte bu yüzden yazıyorum galiba. :)
      Değerli düşünceleriniz için çok teşekkür ediyorum. :)

      Sil
  3. Yazınız çok güzel ne yazacağını bilmeden yazmak işte bu kafa karışıklığından oluyor insan bir sürü yazacağı şey varken hiçbirşey yazamaması zor bir durum ve aklımdaki soru o çocuk durup dururken neden ağlar ki hıçkıra hıçkıra kesin birisi kalbini kırmıştır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım yazmayı bazen parmaklarımıza bırakmak gerek.
      O çocuk daha az önce de ağlıyordu, hep ağlıyor ortada bir sebep olsun olmasın :) Yani bazı çocuklar dikkat çekmeyi sever, her günkü gözlemlerime dayanarak bunu söylüyorum.
      Yorumunuz için teşekkür ederim. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vincent van Gogh’u Anlamak

Kendini Sıfırlayan Adam

Sezen'le konuştum: "Bekle." diyor.

Konuşamadıklarımızdan mısınız?

Tuşların Tıkırtısı: Tak tak taka tak!