Noktasız Sonsuzluk

Resim
Haziran bitiyor. Dur, bitme! Sen bitmeden söyleyeceklerim var. Dinle!

Biz işte bu yüzden ölüyoruz. Birbirimize bakmıyoruz. Telefonlarımızın, bilgisayarlarımızın şarjları tükenirken bizimki de tükeniyor. Ama biz elektronik cihazlarımızı taktığımız gibi bir şarj cihazıyla kendimizi de prize takamıyoruz. Bunu yapamıyoruz ama hala birbirimize bakabiliriz. İşte o zaman şarj olmaya başlayabiliriz. En azından bir yaşam belirtisi gösteririz.
Ben ışıklara bakmak istemiyorum. Şu havai fişekler var ya, hiçbir zaman ilgimi çekmedi. Benim derdim hep insanlarlaydı. Çünkü öyle bir zamanına tesadüf ettim ki insanlığın... Kendisine bile sadece aynadaki yansıması aracılığıyla bakan bir insanlığa denk geldim. Dünya'ya bakınca gözü bozulan bir insan yığınının ortasına düştüm. (Evet, Dünyaya değil Dünya'ya! Gezegen olan hani!)
Hep şikayet ediyorum. Değil mi? Kendim çok mu farkındayım bir şeylerin? Bilmiyorum. Ama insan şikayet etmeden yapamıyor galiba. Bir şeyler beni huzursuz ediyor. Bunların fa…

24'te 24

Yeni bir güne uyanıyorsun. Etrafına bakıyorsun. Hiçbir şey beklediğin gibi değil. Yeni bir gün daha istemiyorsun. Saat 24'e tamamlanmasın. Sabah olabilir, akşam olabilir. Fakat gün değişmesin istiyorsun. Yeni bir günde hiçbir şey beklediğin gibi olmayacak. Gün zamana sıkışsın istemiyorsun. Kendini suçluyorsun. Suçlu olmadığından emin olarak yeniden kabahati üstleniyorsun. Korkuyorsun, biliyorum. İçine büyük bir korku yerleşmiş. Def edemiyorsun. Seni cesaretlendirmeyeceğim. Bugün değil. Çünkü işe yaramayacak. Zaman kalp krizi geçirirken mümkün değil seni kurtarmak.

Yorumlar

  1. Zamanın kalp krizi...

    Kaleminize sağlık, efendim!!! :)
    Farketmez 24'lerimle,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim!!! :)
      Zamansızlıklarımla,

      Sil
  2. yeni keşfettim :)
    ama başka yazı yok mu .)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni keşfetmediniz.
      Şimdilik bu kadar yazı var.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Vincent van Gogh’u Anlamak

Kendini Sıfırlayan Adam

Sezen'le konuştum: "Bekle." diyor.

Konuşamadıklarımızdan mısınız?

Tuşların Tıkırtısı: Tak tak taka tak!