Gerçek Hayat ve Kurgu


Dünyayı bir çamaşır makinesinin içine atıp en uzun programda yıkamak istiyorum. Dünyayı resetlemek, yeniden başlatmak istiyorum.

Merhaba, umudumun yerlerde sürüklendiği bir zaman diliminden yazıyorum. Evet, umudum kesik kesik nefesler alıyor ve bir şeyler söylüyor ama ne dediği anlaşılmıyor. Beden diline bakılacak olursa 'beni bırak sen devam et' diyor sanırım. Ama onsuz yola devam edemeyeceğimi ya bilmiyor ya da bilmezlikten geliyor. Ah üçüncü bir seçenek ise; kesinlikle beni aptal yerine koyuyor. Hey, dördüncü seçenek de var; sanırım umudum biraz aptal.

Neden böyle bir umutsuzluğa düştüğümü öyle çok anlatmak istiyorum ki ama dinlemek ister misin bilmiyorum. Yani umutsuzluğu kim duymak ister ki! Ama biliyor musun, gerçek dünya hiç bana göre değil, rüzgarını yedim, çarptı beni. Ah, tam karşımda hayal ettiklerim duruyor ve köprü henüz yapılmamış. Pekala kendim yapabilirim, değil mi? Bazen değil. Bazen birkaç milyon tane köprü yapabilecek kadar malzeme taşıyorsun ama malzemeler mi kalitesiz yoksa ayaklarına dinamit mi yerleştirilmiş bilmem; yıkılıyor. Yapabileceğim her şeyi yaptım fakat istemediğim şeyleri yapmak mecburiyetine hapsolup duruyorum. Oysaki tek istediğim şey tam karşıya geçmek; uçamıyorum!

Art arda yüzlerce kez oflayarak içimdeki bu devasa sıkıntıyı atmak istiyorum ve mümkünse gerçek hayatı sindirebilmek. Fakat esasında sindirmek falan istemiyorum, kaldı ki kendisi beni bir güzel sindiriyor zaten. Mümkünse çok sevdiğim bir kitabın sayfalarının arasına kafamı pat diye çarpıp girmek ve orada yaşamak istiyorum. Mümkün değil mi? Neden? Sahiden neden?

Bir yandan mantıklı olduğunu düşündüğüm ama sonrasında mantıktan çok uzak olduğunu düşündüğüm ve daha sonrasında da zaten etkisiz olduğunu düşündüğüm bir şey yaptım. Muhtemelen ihtimallerin arasından asla sıyrılamayacağım ve bir ihtimal olarak kalıp varsayılan ayarlarda devam edeceğim. Bundan hiç hoşlanmadım, düşüncesi bile berbat hissetmeme yetti. Ya yaşaması?

*

Etrafımda o kadar çok etkisiz insan var ki... Nasıl bir insan doğru olduğunu bildiği şeyler için yanlış olanı ısrarla savunup bir de buna yetkin bir kılıf uyduranlarla mücadele etmez ki? Pekala mücadele etmeyebilir, doğru olduğuna inandığın şeyi savunmayı bırakıp uğraşmamakta özgür olabilirsin. Öylesin. Fakat bunun için mücadele eden birini durdurmayı seçip yanlışların önüne siper olman inanılmaz, muhteşem, olağanüstü bir saçmalıktan ibaret. Neden yanlışlara siper olup, yüzyıllar öncesinden kalma sığ fikirlerle mücadele etmeyi bıraktığını sormuyorum, mücadele etmeyi seçenleri neden bu yanlış fikirleri onaylarcasına durdurmayı seçtiğini soruyorum. Sen pes ettiğinde bütün dünya pes etmiyor, üzgün değilim. Belki çok kavga edeceğim insanlarla, çok tartışacağım, gerileceğim, stres olacağım ama inan bana pes edersem benden geriye hiçbir şey kalmayacak. Böyle çok kalabalığım, doğru olduğunu bildiğim şeyi yaparken sanki bir kitleyim, içinde tutanların bağırışlarıyım.

*

Bir kitap bittiğinde, tamamen sona erdiğinin farkına vardığımda yarı yolda bırakılmış gibi hissediyorum. Hayatla olan bağlarım koparılmış gibi acı çekiyorum. Fevkalade bir doluluğun içinde müthiş bir boşluk sancısı. 'Gerçek' diye tabir edilen bu kahrolası yaşamı kabullenemiyorum, sindiremiyorum, sevmiyorum ve en çok da istemiyorum. Ben kendimi ait hissettiğim bir kitabın içine girmek ve orada o evrene ait olarak yaşamak istiyorum.

Ne düşündüğünü biliyorum. Gerçek hayatla kurguyu karıştırmamalıyız, değil mi? İşte tam da bundan bahsediyorum! Ben de karıştırmak istemiyorum zaten. Peki neden mümkün olmadığını, asla olmayacağını bildiğim bir şeye bu kadar kafayı takmış durumdayım? Çünkü umudum yerlerde sürükleniyor, henüz ölmedi ve hala hayatta olmasının sebebi kafatasımın tam içinde. Belki kesik kesik alıp verdiği soluklar canımı yakıyor ama bazılarımız da böyle yaşama tutunuyor. Bir kitabın içine giremem. İşte bu o sevmediğim gerçeklik müsveddesi.

Tekrar söylüyorum.

Gerçek hayat bana acı veriyor. Okuduğum kitaplardan birinin içine sığmak istiyorum. Beni kabul eder mi? Etmeli. Çünkü biliyorum, gerçek hayat orada.

İyi insanlar delirir, kötüler zaten delidir.
SIR: Fred'i kurtarmam gerek.

Yorumlar

  1. "Bir kitap bittiğinde, tamamen sona erdiğinin farkına vardığımda yarı yolda bırakılmış gibi hissediyorum." Ah çok hoştu bu cümle.. sıklıkla ben de aynı şeyi hissediyorum. Bir kitabın içinde yaşamak fikri de cazip geldi. Daha önce seyrettiğim filmler için düşünürdüm bunu.
    Şimdi nefes almak için çekiliyorum huzurdan... yeşil umutlarla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah, elbette kitaplar hakkında söylediklerim filmler için de geçerli. Teşekkür ederim, benzer hisler insana kendini iyi hissettiriyor.

      Yemyeşil umutlarla,

      Sil
  2. Uzun süredir yoktunuz. Yazılarınızı gerçekten özledim. Ben de dünyayı bir çamaşır makinesine atmak, en olmadı elimde çitilemek istiyorum. Tekrar, tekrar ve tekrar. Tertemiz olana kadar. Mis gibi kokana kadar. Ama sanırım buna ellerim dayanmazdı.

    Ben de bazı zamanlarda umudumun içine kurşun saplanıp kalmış, sonra da üzeri dikilmiş gibi hissediyorum. Umudumun içine orada olmaması gereken yabancı maddeler kaçmış gibi. Bu his tuhaf hissettiriyor.

    Bazen bazı kitaplar hiç bitmesin istiyorum. Bazen bazı kitapların içine girmek ve orada yaşamak istiyorum ben de. Kıvrılıp dertop olmak ve kelimelerin arasına saklanmak en olmadı. Ama olmuyor malesef. Her şeye rağmen umutlu günler dilerim. Yoksa başka türlü olmuyor. Sevgiler, emeğinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle güzel şeyler yazmışsınız, öyle güzel cümleler kurmuşsunuz ki ne diyeceğimi bilemediğimi söyleyebilirim ancak. Samimiyetiniz için çok teşekkür ederim. :)

      Sevgiyle,

      Sil
  3. Çünkü gerçek hayat orada!
    Kimi için kitap, kimi için başka herhangi bir şey... Ama gerçek hayat orada.

    Yeniden başlamak için harika bir isim :)
    Zaman tuşlarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orada bir yerde. :)
      Teşekkür ederim!
      Not: Sizi de burada görmek çok güzel.

      Zamansızlıklarımla,

      Sil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar